emasya protokolüne dayanarak yasal şekilde operasyonel senaryo çalışmaları yapan askerlerin hükümete darbe yapacağı iddiasıyla ilgili toplantıdan tam 7 yıl sonra 20102da taraf gazetesinin bavul bavul savcılığa sunduğu sözde yeterli deliller ile soruşturma başlamış ve tutuklu yargılamaya başlanmıştı. davanın siyasi bir hüviyete ait olduğu objektif olarak ilk kez binlerce sayfalık iddianamenin hakimce 1 gecede kabul edilmesiyle kanıtlandı. ilginç olan ise tutuklu yargılanan askerlerin hemen hemen hepsinin terörle mücadelede başarılar elde etmiş ve irticaya karşı dik durmuş üst düzey rütbelilerden oluştuğu idi.
dava kovuşturma aşamasına geçince iddianamede askeri mahkemeye karşı yürütme organını da elinde tutan yasama organı meclis (u: aslında akp ve bdp) tarafından özel yetkilerle donatılmış adli (sivil) yargı organına mensub savcıların adil yargılama ve masumiyet karinesi ilkelerine riayet etmeden sadece aleyhte delilleri topladığı görülmüştü.
işte böyle bir hukuksuzluk içerisinde dava tam 7 yıl sürmüş ve sonunda temyizde yargıtayca "hükümeti devirmeye yönelik darbe teşebbüsünde bulunmak ve terör örgütü kurmak" suçlarından cezaları onanmıştı.
şu an dava referandum eliyle temel yapısı ve görevi değiştirilmiş anayasa mahkemesine taşındı. böylece direk aihm yolu ertelenmiş ve zora sokulmuş oluyordu.
sonuç olarak iddia edilen toplantı saatlerinde devlet kanalı trt ile su altında belgesel çeken veya nato ve bm nezdinde yurtdışında devlet görevlisi olan askerlerin feryadını 28 şubat rövanşını elde edecek muhafazakar türkiyeli toplum duymak istemedi ve kamuoyu baskısı oluşmayınca da cemaat ve hükümet yargısı bu şekilde rahat hareket etti. ergenekon terör örgütü olarak kabul edilen yapının darbe teşebbüsü böylece tescilenmiş ve yüreklerde kabul ettirilmiş oluyordu.
erdoğan bile "savaş çıksa komutada yeterli adam yok" demek zorunda kaldığına göre işin vahameti ve taraflarını kestirmek hiç de zor olmasa gerek.
entryi editleme hakkımı saklı tutmak kaydıyla şimdilik bir ibretlik video ile bitiriyorum:
http://tiny.cc/ipix5w
dava kovuşturma aşamasına geçince iddianamede askeri mahkemeye karşı yürütme organını da elinde tutan yasama organı meclis (u: aslında akp ve bdp) tarafından özel yetkilerle donatılmış adli (sivil) yargı organına mensub savcıların adil yargılama ve masumiyet karinesi ilkelerine riayet etmeden sadece aleyhte delilleri topladığı görülmüştü.
işte böyle bir hukuksuzluk içerisinde dava tam 7 yıl sürmüş ve sonunda temyizde yargıtayca "hükümeti devirmeye yönelik darbe teşebbüsünde bulunmak ve terör örgütü kurmak" suçlarından cezaları onanmıştı.
şu an dava referandum eliyle temel yapısı ve görevi değiştirilmiş anayasa mahkemesine taşındı. böylece direk aihm yolu ertelenmiş ve zora sokulmuş oluyordu.
sonuç olarak iddia edilen toplantı saatlerinde devlet kanalı trt ile su altında belgesel çeken veya nato ve bm nezdinde yurtdışında devlet görevlisi olan askerlerin feryadını 28 şubat rövanşını elde edecek muhafazakar türkiyeli toplum duymak istemedi ve kamuoyu baskısı oluşmayınca da cemaat ve hükümet yargısı bu şekilde rahat hareket etti. ergenekon terör örgütü olarak kabul edilen yapının darbe teşebbüsü böylece tescilenmiş ve yüreklerde kabul ettirilmiş oluyordu.
erdoğan bile "savaş çıksa komutada yeterli adam yok" demek zorunda kaldığına göre işin vahameti ve taraflarını kestirmek hiç de zor olmasa gerek.
entryi editleme hakkımı saklı tutmak kaydıyla şimdilik bir ibretlik video ile bitiriyorum:
http://tiny.cc/ipix5w