bedelli askerlik – Muhalif Sözlük
ikametleri yurtdisinda olanlar icin -oturumlarinin/vize haklarinin iptali nedeniyle- mecburidir. gel gelelim bedeli o kadar yüksek ki uzatabildikleri kadar uzatanlar son anda vatandaslik degistiriyorlar.
sabah akşam hükümete beddua okuyan lisans mezunu cemaatçi köylüm de vakıfbank'a 18 bin lira yatırarak bu haktan yararlanmış, tayyip'e giderini yapmıştır. hahhahahha.
milliyetçi-militarist söylemleri geçtim -ki ben bunlara itibar etmem- bu konuda lafı eğip bükmeye gerek yok bedelli askerlik uygulaması dümdüz yavşaklıktır. askerlik sistemi bir ülkede ya zorunlu olur ya da gönüllü. bizdeki gibi sosyal sınıflarla mütenasip üç ayrı uygulama olmaz. üst sınıf firar edecek, orta sınıf yarısını yapacak, alt sınıf da vatan sağ olsun mu diyecek? yok öyle bir şey.
askerliğin parası olmayana bir ilmek gibi geçirilmesinden başka bir uygulama değil. ilmek, çünkü devlet kendi sisteminde öğütecek adam arıyor. vatan mı savunuyor, reaksiyon mu gösteriyor, çuval mı yırtıyor, hain mi avlıyor, ne uğruna ölüyor ölünce genç türkler?

devlet mekanizmasını kurgulayıp işletenlerce ele yüze bulaştırılan ve devletin karakterinin değişimiyle sonuçlanan bir çözüm süreci yaşadık, yaşıyoruz. sen, kurguladığın düzen uğruna canını ortaya koyan erine sahip çıkmaz, aksine ona kurşun sıkanları el üstünde tutar, onlara ses çıkarmaz, pusar, siner, dağdan inmelerini bekler ve davul zurna ile onları karşılarsan, bu iş yürümez.

abd, senin askerinin başına çuval geçirdiğinde "zorluk çıkarmayın" de, abd'nin piçi pkk senin askerini kaçırdığında "direnemedin" diye onu ordudan at. o kadar takdir belgesine rağmen, gururunu kır adamın.

ordu içindeki anlamsız uygulamaları falan geçtim. bir insan vatan duygusu ile her şeyi yapabilir, dolayısıyla ömrünü de harcayabilir. bu görüşteyim ve bunda bir sorun görmüyorum. sorun şu, şu düzlemde bu duygularla gidilen askerlik bekleneni verecek gibi görülmüyor. kirli küresel hesapların bağrında elleri kolları bağlanmış, susturulmuş, izleyici konumunda bir ordu şekillendirildi. ha, ameller niyete göredir dersiniz bir şey diyemem. ben karşılıksız sevdiğim soyut mefhumun ete kemiğe bürünmüş düzeninden en azından sahip çıkılma beklerim.

ordu belki rahatsız, muhalif, isteksiz. ne fark eder? bu süreç devletin bağrına kendi elleriyle koyduğu saatli bomba. ne zaman patlayacak göreceğiz.