necip fazıl kısakürek – Muhalif Sözlük
kendisinin konu olduğu şöyle bir hatıra yaşamışımdır:

yıl 2005.tüyap kitap fuarındayız.yanımda kabresığmaz var.büyük salona girer girmez hemen büyük doğu standına koşturdum.standın başında hoş bir bayan.bikaç poster aldım bir iki tane de kitap.sonra kabresığmaza döndüm:

-aga perşembe günü üstadın imza günüymüş.gelelim mi gene?
-olur yavrum geliriz.bi elini öperiz üstadın.

standdaki kız gülmekten bi süre paranın üstünü ödeyememişti.arkadaşa da kızmayın lütfen..(u: ramazandı lan)
rapor kitaplarında erbakan'a epey giydirmesi nedeniyle milli görüş camiası tarafından pek sevilmez, ülkücüler de sakarya şiirinin birkaç mısrasından fazlasını bilmezler.
büyük doğu ideolojisini kendisi yazmıştır baştan sona. ayrıca ziya gokalpin ideolojisinin çalıntı olması sebebiyle bir hayli de alay etmiştir .

feliks kulpaların en büyüğü... çünkü kendi orijinal bir filozof değildi. bir sistemin sahibi değildi, bir esas getirmedi. e. durkheim(emil dürkaym) isimli sosyolog ve filozof bir fransızın kopyacısı oldu. kopyayı da aslına sadık kalarak yapmadı. çünkü burası "en ince nokta" emil dürkaymın kafasında, anlayışında, milliyetçilik, ruhî muhtevânın, yani inanılan şeyler mecmuunun, bilhassa dinin, o milletin hususiyetlerine serptiği renkler ve çizgilerden meydana gelme duygu... milliyetçilik budur! o, bunu, islâmiyeti kaldırıp yerine bir şey getirmek suretiyle telafi yoluna saptı.

kendisi çok büyük bir filozof, ideolog olduğu gibi ayrıca edebiyatçı ve hazır cevaptır.
son günüm olmasın çelengim top arabam
beni alıp götürsün tam dört inanmış adam

diyen kişi.
ne kadar büyük bir mütefekkir olduğunu onun çok küçük yaşlardan başlayan ilim hayatının fransa'ya -dünyanın en iyi kabul edilen bölümlerinden saurbourgne üniversitesi felsefe kürsüsüne- uzanan ve buradaki ünlü entiüsyonist ((u: sezgici)) ve spiritüalist ((u: ruhçu)) bergson'un kendi tabiriyle veliahtı olabilecek kadar zeki ve öğrenimli olmasına rağmen eğitimini yarıda bırakıp istanbul'a dönen ve sonrasında en şaşalı günlerindeki batılı hayat çizgisini terk edip kendisini iman davasında bulan üstâd, fikir ve ülkü hayatı sürmüştü

bu uğurda ömrünü mahkeme koridorlarında ve zindanlarda tüketen necip fazıl; mahpusluğa, işkenceye ve çileye rağmen hayatında sadece ve sadece efendilerin efendisinin sünnet çizgisinin ve türklüğün son islâm karakolu olması bilincini büyük doğu fikrinde yaşamış ve yaşatmış olduğunu bir kez daha vurgulamıştı.

onu takip ediyoruz diyenlerin ve onu örnek gösterenlerin onun tezat bildiği şeyler yapması enteresan. o hak için zindanları mesken tuttu, bırak eşkiya bellesinler tarifi ona çok yakışıyor. ama halbuki tatlısu mücahidleri dillerinden düşürmez onu.