ağustosun 17'sini hayatımızdan çıkarsak bu kadar sızlar mı insan yüreği? depremi yaşamak ya da yaşamamak pek fazla bir şey değiştirmiyor. en yakın arkadaşlarımdan biri annesini, babasını ve kardeşini o gün bu acıyla kaybetti ve niceleri eşini, dostunu. yani diyorum ki yaşamak gerekmiyor, bu acıyı anlamak yetiyor. kalbi attıkça yaşayan insan değil, insan kalbi sızladıkça yaşadığını anlıyor. bu kadar taze acı varken deprem bilinçsizliğimiz aynı, hiçbir şey değişmedi. çarpık kentleşme dedik, kentsel dönüşüme geçtik.. bu sefer de insanlar selden ölüyor gözyaşları yetmiyor artık çaresizliklerimize.