500 days of summer – Muhalif Sözlük
türkçe'ye "(b: aşkın 500 günü)" olarak çevrilen bir amerikan filmidir. romantic/comedy diye anılsa da kategorisi yer yer dram'a da gitmiyor değil.

---spoiler---

esasoğlan efendi, yakışıklı, bizim iskilip tatarlarına benzeyen bir genç. kartpostal şirketinde yardırmakta iken bir tane uçuk kaçık free bir kız çıkagelmekte. çok da güzel bişi olmasa da elemanın aklını başından alır. bi müddet sonra ev arkadaşı, o hatun ve bizim esasoğlan bara eğlenmeye giderler. ve arkadaşı sarhoş olunca elemanın kendisinden hoşlandığına kıza söyler ve kız da elamanı öperek hikayeyi başlatır. hemen akabinde ciddi bir ilişki olmamasını birşeyin değişmeyeceğini sadece takıldığını, evlenmeyeceğini söyleyip çocuğa daha ilk dakkalardan golünü atar.

ilişkilerinin ve hayatlarının 500 günü alınmış, lostvari bir ileri bir geri gidip, geçmiş gelecek 500 gün içerisindeki hatıralardan kesitler sunulur. benim tipine gıcık olduğum bu hatun çocuğu kendine öyle bi bağlar ki, sonra "ne olduklarını" soran esasoğlana (i: arkadaşız) ayakları yapar. (i: tamam da arkadaşlar şunları şunları yapmaz dellendirme beni) diye çıkışır eleman. kız bi müddet böyle gençliğin getirdiği herşeyi, çılgınlıkları, salaklıkları yapar çocukla ama g3'lü bir romantizmi yaşarlar. ilişkilerinde 1 yıl bitmesine yakın kız triplere girer bizim esasoğlanı bitirir. sonra çeker gider. çocuğu travmaya sokar.

işinden, neşesinden, arkadaşlarından, herşeyden eder çocuğu. bir müddet sonra iş arkadaşlarının düğününe giderken bir trende yeniden buluşurlar. esasoğlana yine eskisi gibi muamele ediyor gibi görünürken o gıcık hatun, çağırdığı partide birkaç gol daha atar zavallı efendi amerikan tatarı gencimize.

filmin en güzel kısmı da "(b: expectations)" (u: umulanlar) (u: beklentiler) ve "(b: reality)" (u: gerçek) olarak ikiye bölünen ekranda vuku bulan parti kısmıdır. çocuğun beklediği olmamış, aksine kızın gözünün içine sokarcasına elini salladığı tektaş yüzüğü görüp kahrolmuştur. o dakkadan sonra eleman kendisini müslüme verir, damar takılır. evden dışarı çıkmaz aynı bizim "alperen" nickli arkadaş gibi parazit hayatı sürer bir müddet. (u: gb)

sonra çok istediği mimarlığı kafasına kor, yazar çizer, başvurularda bulunur. bir parkta bulunan şehre bakan en güzel bankta otururken arkasında o uyuz kız belirir ve diyalog gelişir. bizim esasoğlan gıcık kıza (i: neden evlendin ulan hani şöyleydi böyleydi) diye ahkam keser. kız tipik amerikan cevapları verir, (i: buldum anladım, 10 dakka geç gelse hayatımda olmicaktı erkekim) felan muhabbeti olur ve o şeytani gözlerini tatar gencin gözlerine saplayarak gider. yine birkaç gol daha atar. artık esasoğlan türkiye milli takımı karşısında mahvolmuş suudi arabistan futbol takımıdır.

filmin sonu mimarlık şirketine başvururken 500 günün bitip yeniden 1'e döndüğü yeni bir kızla tanışması olayıydı. filmi orada bu şekilde bitirerek benim gibi "no happy ending" taraftarlarına hakaret etmiştir, yönetmen.

ve film biter.

---spoiler---

görüntü, kalite, flashlar ve grafikler açısından güzel olabilir film. konu da güzel, oyuncular da 10 numara da.. sonu beğenmedim heri. 10 üzerinden 6.8 veriyorum.
filmdeki kızların adlarının 'autumn' 'summer' gibi mevsimler olması da bir metaforik referans mı diye düşünmedim değil. hani kızlar mevsimler gibidir, bir zaman içini ısıtır sonra seni kuruyup dalından düşecek bir yaprak gibi ayazın bağrında bırakır gibi (u: var öyle kızlar yok mu yani). ki filmde de bu tabloya şahit oluyoruz. mutlu sonla biten filmlerden değil. ama hayatın içinden bir senaryo.