altın gözlü kız – Muhalif Sözlük
ALTıN GöZLü KıZ / BALZAC

Hekimlikte kullanılan bir takım maddeler vardır, zevk de bunlar gibidir... Hep aynı etkiyi elde edebilmek için, ölçüyü iki katına çıkarmak gerekir... En son ölçüde ya ölüm vardır ya ahmaklaşma... Ahmak kendinden memnundur, aptallıkla beslenir, yanağından kan damlar ama hep kendi kendine gülümser... Varsın ahmaklar kendi ülkelerinde saltanat sürsünler!

-ileri yürüyün! Arkamdan gelin!

şehvet içine daldıkça inciden çok çakıllı kum toplayıp çıkıyordu...

ikisi de aynı derecede güzel, aynı derecede zeki, aynı derecede tutkun bir çiftin de önce dünyanın en ahmakça basmakalıp şeylerden söz ettikleri olabilir... ta ki bir tesadüf, bir söz, bakıştaki bir titreyiş, birinden ötekine bir kıvılcım geçmesi onları mutlu değişikliğe uğratıncaya kadar...

Gerçek aşk özellikle hatıra yoluyla saltanat sürer...

Ağzımızdan çıkan saçmalık ne kadar büyük olursa olsun yine de inanacak avanaklar bulunur!

Ne büyük mutluluktur! Kalabalığı duygulandırıp da ondan hiç duygulanmamak! Ona hiç boyun eğmeyip de hep ona boyun eğdirmek!

Bize sonsuzluk gibi görünen bir şeyi kaybedince insanı hiçbir şey avutamaz...
cemil meriç tarafından tercüme edilip 1943'te üniversite kitabevi'nce yayımlanmış bir balzac romanı.

mütercimimiz romanın türkçe tabına 250 sahifelik bir mukaddime ilave etmek istemişse de, tâbinin itirazı neticesinde, bu mukaddimesini 80 sahifeye kısaltmak mecburiyetinde kalmıştır.