inanırım ki asıl Kürtler size iyi bakarlar, maaşınıza fazla dokunmazsınız.Babamdan bilirim.Bi de bir arkadaşın arkadaşı vardı, adam imam iki senede 20 milyar biriktirip geldi.
eğer branş öğretmeni iseniz hiç de korkmanıza gerek olmayan bir konu.. zira 8 yıllık bir okul olması gerekmektedir branş öğretmeni olarak atanabilmek için.. 8 yıllık okulu olan köy merkez bir köydür ya da büyük bir köydür, ulaşımı sıkıntı değildir ve kar-kış dışında bir engeliniz olmaz.. verirsiniz arsız servis şoförüne ayda 170-200 kağıt, gider gelir, köylü ile hiç mi hiç muhatap olmazsınız. Her şeyle müdür ve yardımcısı ilgilenir.
işinize bakarsınız...
Gelgelelim sınıf öğretmeni ya da anasınıfı öğretmeni olunması durumuna..
Sınıfçıysanız zaten ülkenin en ücra köyünde öğretmenlik yapma şerefi size veriliyor. Eğer şanslıysanız yanınıza bir de anasınıfçı verirler, yoksa 1-5 sınıflarını tek öğretmen olarak okutmaya çalışmanın yanında, okulun müdürü olduğunuz için teftişler sizin götünüzde patlar, müdürlük ile ilgili ne kadar angarya evrak işi varsa siz yaparsınız, okulda cam kırılsa siz tamir ettirirsiniz, asla milli eğitimden ödenek beklenmeyeceğini öğrenirsiniz.. vs. vs. Ha, anasınıfçı olsa bunlar değişir mi, elbette hayır.. Ama en azından yalnız olmaz, dertleşecek bir kader arkadaşınız olur. (Benden ayrı 2 öğretmen vardı, tam kader arkadaşı olduk derken onlar da eş durumundan memleketlerine gittiler, sap gibi kaldık ortada mesela.. Bu da mümkündür..)
Hepsi bir yana, köylü bizzat sizinle muhatap olur, laf anlamayan tipler ise çıldırma seviyesine ulaşıp ulaşıp nirvana yaparsınız... çocuklarda bit salgını olur, inandıramazsınız, doktor çağırıp tarama yaptırıp bit salgını olduğunu ispatlarsınız, yediremezler çocuklarının saçlarında bit oluşunu.. Saçları kestirmeyi reddeder, 3 liralık şampuanını almamakta ve kullanmamakta ısrar ederler.. vs. vs.
Kendi açımdan bir kürt köyünde görev yapmamama rağmen, bir zaza köyünde görev yapmaktayım. üstelik zazaların kürtlere göre daha ılımlı ve düşmanlık beslemediği de ortadadır; fakat bu onları tamamıyla temiz yapmıyor. zira yabanilik köyden köye bile değişiyor. geçen sene görev yaptığım köy medeni iken, şimdiki tamamen hayvani yapıda yaşam süren, cehalet sebebiyle fitne, fesat, dedikodu, riya, kul hakkı, saygı, hürmet gibi kavramların üzerine kıçını koyma suretiyle ezen türden varlıklar. ama çocuklar öyle değil, onlar hakikaten masum. ailesine kızıp çocuğa bağıramıyorsun. çocuklar da böyle olmasa zaten görev yapılamaz o şartlarda.
benim köyüm de ilçenin en berbat köyü olarak bilinir. "En akıllısını 7 zincirle bağlamışlar" , "Kaymakam(u: Vali ve Atatürk versiyonları da var) gelmiş (i: "Her köyden bir deli getirin, çolan'dan da tuttuğunuzu getirin") demiş" gibi ünlü söz ve hikayeleri mevcuttur.
Eğer bir de görev yapılan köy güya km hesabına göre yakın görünüyor ise, hiç de yol şartlarının nasıl olduğunun bir önemi olmadan hizmet puanı da düşürülmüş olur. Benim çalıştığım şartlarda en yüksek puan olan 30 puan verilmesi lazım ki verilmese dahi, sırf aldatıcı yakınlığından 26 verilmeliydi. Mayıs 2010'daki düzenlemeyle alay edercesine 22 puana düşürüldü. Yani neredeyse zorunlu hizmet grubuna girmeyecek. 6 alan vardır. ilk 3 alan zorunlu hizmete girmez. benimkisi 4. alanda. Yani kılpayı zorunlu hizmet sayılıyoruz gibi bir durum var ortada.. tuhaf.. ayrıca ilçe merkezi ve birçok ilçe de zorunlu hizmetten kaldırıldı.. bu daha da komik. hatta trajikomik.
(bkz:sigaranın yararlı bir şey olduğuna inanmaya başlamak)
Tüm bunları ve daha saymaya muktedir olamadığım ya da olup da saymadığım değişkenleri ve psikolojik baskı unsurlarını göz önüne alırsak açıkça çok s.kik bir durumdur.
Tüm bunlara rağmen de, yapılan görev itibariyle misyoner gibi çalışıp kabe'ye gitmeye çalışan karınca misali "en azından o yolda ölürüm" denebilecek gurur verici, onurlu bir olaydır.
(bkz:hadi hayırlı işler)
işinize bakarsınız...
Gelgelelim sınıf öğretmeni ya da anasınıfı öğretmeni olunması durumuna..
Sınıfçıysanız zaten ülkenin en ücra köyünde öğretmenlik yapma şerefi size veriliyor. Eğer şanslıysanız yanınıza bir de anasınıfçı verirler, yoksa 1-5 sınıflarını tek öğretmen olarak okutmaya çalışmanın yanında, okulun müdürü olduğunuz için teftişler sizin götünüzde patlar, müdürlük ile ilgili ne kadar angarya evrak işi varsa siz yaparsınız, okulda cam kırılsa siz tamir ettirirsiniz, asla milli eğitimden ödenek beklenmeyeceğini öğrenirsiniz.. vs. vs. Ha, anasınıfçı olsa bunlar değişir mi, elbette hayır.. Ama en azından yalnız olmaz, dertleşecek bir kader arkadaşınız olur. (Benden ayrı 2 öğretmen vardı, tam kader arkadaşı olduk derken onlar da eş durumundan memleketlerine gittiler, sap gibi kaldık ortada mesela.. Bu da mümkündür..)
Hepsi bir yana, köylü bizzat sizinle muhatap olur, laf anlamayan tipler ise çıldırma seviyesine ulaşıp ulaşıp nirvana yaparsınız... çocuklarda bit salgını olur, inandıramazsınız, doktor çağırıp tarama yaptırıp bit salgını olduğunu ispatlarsınız, yediremezler çocuklarının saçlarında bit oluşunu.. Saçları kestirmeyi reddeder, 3 liralık şampuanını almamakta ve kullanmamakta ısrar ederler.. vs. vs.
Kendi açımdan bir kürt köyünde görev yapmamama rağmen, bir zaza köyünde görev yapmaktayım. üstelik zazaların kürtlere göre daha ılımlı ve düşmanlık beslemediği de ortadadır; fakat bu onları tamamıyla temiz yapmıyor. zira yabanilik köyden köye bile değişiyor. geçen sene görev yaptığım köy medeni iken, şimdiki tamamen hayvani yapıda yaşam süren, cehalet sebebiyle fitne, fesat, dedikodu, riya, kul hakkı, saygı, hürmet gibi kavramların üzerine kıçını koyma suretiyle ezen türden varlıklar. ama çocuklar öyle değil, onlar hakikaten masum. ailesine kızıp çocuğa bağıramıyorsun. çocuklar da böyle olmasa zaten görev yapılamaz o şartlarda.
benim köyüm de ilçenin en berbat köyü olarak bilinir. "En akıllısını 7 zincirle bağlamışlar" , "Kaymakam(u: Vali ve Atatürk versiyonları da var) gelmiş (i: "Her köyden bir deli getirin, çolan'dan da tuttuğunuzu getirin") demiş" gibi ünlü söz ve hikayeleri mevcuttur.
Eğer bir de görev yapılan köy güya km hesabına göre yakın görünüyor ise, hiç de yol şartlarının nasıl olduğunun bir önemi olmadan hizmet puanı da düşürülmüş olur. Benim çalıştığım şartlarda en yüksek puan olan 30 puan verilmesi lazım ki verilmese dahi, sırf aldatıcı yakınlığından 26 verilmeliydi. Mayıs 2010'daki düzenlemeyle alay edercesine 22 puana düşürüldü. Yani neredeyse zorunlu hizmet grubuna girmeyecek. 6 alan vardır. ilk 3 alan zorunlu hizmete girmez. benimkisi 4. alanda. Yani kılpayı zorunlu hizmet sayılıyoruz gibi bir durum var ortada.. tuhaf.. ayrıca ilçe merkezi ve birçok ilçe de zorunlu hizmetten kaldırıldı.. bu daha da komik. hatta trajikomik.
(bkz:sigaranın yararlı bir şey olduğuna inanmaya başlamak)
Tüm bunları ve daha saymaya muktedir olamadığım ya da olup da saymadığım değişkenleri ve psikolojik baskı unsurlarını göz önüne alırsak açıkça çok s.kik bir durumdur.
Tüm bunlara rağmen de, yapılan görev itibariyle misyoner gibi çalışıp kabe'ye gitmeye çalışan karınca misali "en azından o yolda ölürüm" denebilecek gurur verici, onurlu bir olaydır.
(bkz:hadi hayırlı işler)
şuan ki siyasi durumda oldukça zor bir durum olsa gerek ;ama devletimizin yetişmiş muallimleri üstesinden gelebilirler diye düşünüyorum.
Muhtemelen bundan iki yıl sonra başıma gelecek olan hadise.
Hele buna bir de Türkçe öğretmeni olmayı eklersek işimiz daha da zor olacaktır.
Hele buna bir de Türkçe öğretmeni olmayı eklersek işimiz daha da zor olacaktır.