çavuş oku – Muhalif Sözlük
çavuş oku mete han'ın kullandığı ve ordusunun metehan nereye atarsa oraya atmasını sağlamak amacıyla kullandığı bir ok çeşidi. Nacizane yazmış olduğum Mete Han hikayesinden bir alıntıyı paylaşmak isterim.

Ertesi gün Mete ordusunu topladı ve seçtiği her iki kişinin kılıç talimi yapmasını istedi. Ardından yine iki kişi seçip ok talimi yapmasını istedi ve en sonunda da at üstünde kılıç ve ok yarışı yapılmasını istedi. Bunların hepsi bittikten sonra kendisine bin kişilik bir ordu kurdu. Bütün halkı etrafına toplattı. Herkes hazır olunca Mete atından indi, atının alnını öptü herkes meraklı bakışlar içerisinde Mete’nin ne yaptığını anlamaya çalışıyordu. Mete arkasındaki bin kişilik ordusuna seslendi: ‘

‘ Ey yiğitler, buyruğumdur ben okumu nereye çevirirsem sizler orayı oklayacaksınız.’’

Herkes şaşkındı. Mete okunu bir ağaca çevirdi, herkes istisnasız olarak okladı orayı. Ardından Mete ilerledi çadırının önüne geldi ve oku çadırına çevirdi. Büyük çoğunluğu tereddüt bile etmezken on-on beş kişi oku fırlatmadı. Oku fırlatmayanlar Tarkanlar tarafından tutuklanarak ayrıldı ordudan. Mete bu kez okunu çok sevdiği üstelik Türkler için kutsal sayılan atına çevirdi. Orduda tereddütler ve kargaşalar başladı, Mete tekrar işaret edince sade dört yüz kişilik kısmı okladı. Geriye kalanlar yine ayrıldı.

Tigin Mete durmuyordu. Arkada beş yüz kişi kalan ordu ve halk adeta ecel terleri döküyordu. Mete herkesin eşini karşısına almasını istedi ve o tarihi emri okunu kaldırarak verdi. Yaklaşık iki yüz kişi tereddütsüz oklarını eşlerine attılar. Oklar havada asılı kaldı. Hem eşleri kurtulmuş hem de emre itaat etmişlerdi. Ok atmayanlar ise yine tutuklandılar. Mete tutuklu erlerin yanına gitti. O sırada Cebrail (a.s) göründü. şöyle seslendi:

‘’ Ben kimi işaret edersem onları öldürt’’.

Mete buyruğu almıştı bu kez de o sınanıyordu. Cebrail (a.s) gösterdi, Mete eliyle işaret etti tarkanlar da ayırdı. Böylelikle yirmi tane er seçildi ve Mete emri verdi:

‘’Oklatılsın.’’

Ertesi günü Mete iki elçisini gönderip babası Teo-Man’a haliyle kardeşi, Yabgu Tai-Kun’a savaş açtığını belirtti. Teo-Man ne kadar şaşırsa da bu duruma aynı derece de öfkeliydi de. Hemen Tai-Kun’a haber saldı. Tai-Kun 6 bini çinli 4 bin kişisi Türk olan 10 binlik bir orduyla ötüken’e gelip 20 binlik babasının ordusuyla birleşti. Savaşın haberini alan bazı Türk aileleri Tigin Mete’nin yanına giderek ordusuna katılmıştı.

Teo-Man savaştan bir gün önce ordusunu topladı. Onlara Mete’nin aslında kendi soyundan gelmediğini ve üvey olduğunu söylüyor, haliyle Mete’nin kağan olamayacağından dolayı kendisini desteklemesini istiyordu.

Mete ise savaş hazırlıklarını tamamlamıştı. 12 bin kişilik ordusuna dönerek:

‘’ Ey milletim babam Teo-Man Tanrı’nın yolundan ve töreden sapmıştır. Bu haliyle bize onu uyarmak düşerdi uyardık fakat buna bir cevap alamadık. şimdi ise bize savaşmak düşer, isteyen geri dönüp ailesinin yanına varabilir. isteyen de benim yol arkadaşım olur ve uçmağın kapılarını aralar. özgürsünüz şimdi fakat savaş esnasında kaçmak ve geri dönmek sizlere yasak kılınmıştır. Gök girsin kızıl çıksın ki kimse kalmasa da ben tek başıma töre uğruna, Tanrı uğruna, Türk milleti uğruna savaşırım. Benimle gelmeye razı mısınız ?’’ diye sordu.

Millet hep bir ağızdan:

‘’ Gök girsin kızıl çıksın’’ diye cevap verdiler.

Mete atına atladı:

‘’ O halde Ulu Tanrı Türk’ü korusun!’’ dedi ve yola koyuldu.