peyami safa üstad'ın güzel eserlerinden biri.özetlemeye gerek var mı?özeti en kötü edebiyat kitaplarında bile bulabilirsiniz başganlar.kitabı okuduktan sonraki hislerimi, duygularımı ve tevafuk eserlerini yazmayı tercih ederim.
kitapla karşılaşmam bir ikinci el dükkanında oldu.baktım köşede sessiz sedasız durmakta.dükkandan benden başka kimse olmadığı için aldırış etmeden uzandım kendisine.haline üzüldüm çünkü çok bakımsızdı.nerede bir bakımsız, horlanmış, yırtılmış bir kitap görsem üzülme duygusu tavan yapar yüreğimde.şayet bir yüreğim varsa!
aldım hemen."ne kadar abla?" dedim kült saçlı ve yaşlanmayı önlemek için kremler kullanan ablaya."1 lira." dedi ve bir çay parasına dertlerime dert kattım.bu kitaptan önce dostoyevski'den insancıklar'ı okuyordum.o da beni etkilemiş, mektuplaşmayı hatırlatmış; maddi kaygıların manevi kaygılar yanında bir şey ifade etmeyeceğini en açık şekliyle anlatmıştı.onda da hastalıklar, kavuşamayanlar vardı.
bu kitapla beraber derdime dert kattım.ilk varvara alekseyevna'ya üzüldüm, eh biraz da aşık olmadım değil.sonra nüzhet geldi karşıma.19 yaşlarında bir paşa kızı ama hala çocuksu, çocuk gibi.ikisinin de sonu birbirine benziyor.rusya'da ha nüzhet olmuş ha türkiye'de nüzhet.
nüzhet'e de aşık olmaya başlamıştım ama güntülü aklıma geldi.ona bunu yapamazdım.
kitabı okuduktan sonra günlüğüme şunu yazdıydım:"iki yazar da sonunda kavuşturmuyor sevenleri ve yarım bırakıyorlar hikayeyi.bizim düşünerek bitirmemizi değil, yaşayarak bitirmemizi istiyorlar.öyle oluyor mu? tabii."
kitapla karşılaşmam bir ikinci el dükkanında oldu.baktım köşede sessiz sedasız durmakta.dükkandan benden başka kimse olmadığı için aldırış etmeden uzandım kendisine.haline üzüldüm çünkü çok bakımsızdı.nerede bir bakımsız, horlanmış, yırtılmış bir kitap görsem üzülme duygusu tavan yapar yüreğimde.şayet bir yüreğim varsa!
aldım hemen."ne kadar abla?" dedim kült saçlı ve yaşlanmayı önlemek için kremler kullanan ablaya."1 lira." dedi ve bir çay parasına dertlerime dert kattım.bu kitaptan önce dostoyevski'den insancıklar'ı okuyordum.o da beni etkilemiş, mektuplaşmayı hatırlatmış; maddi kaygıların manevi kaygılar yanında bir şey ifade etmeyeceğini en açık şekliyle anlatmıştı.onda da hastalıklar, kavuşamayanlar vardı.
bu kitapla beraber derdime dert kattım.ilk varvara alekseyevna'ya üzüldüm, eh biraz da aşık olmadım değil.sonra nüzhet geldi karşıma.19 yaşlarında bir paşa kızı ama hala çocuksu, çocuk gibi.ikisinin de sonu birbirine benziyor.rusya'da ha nüzhet olmuş ha türkiye'de nüzhet.
nüzhet'e de aşık olmaya başlamıştım ama güntülü aklıma geldi.ona bunu yapamazdım.
kitabı okuduktan sonra günlüğüme şunu yazdıydım:"iki yazar da sonunda kavuşturmuyor sevenleri ve yarım bırakıyorlar hikayeyi.bizim düşünerek bitirmemizi değil, yaşayarak bitirmemizi istiyorlar.öyle oluyor mu? tabii."