dostluk – Muhalif Sözlük
ve bir genç, şöyle dedi:

(b: bize dostluktan bahset).

ve o cevap verdi:

(b: dostunuz, cevap bulan ihtiyaçlarınızdır.
o, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

o sizin sofranız ve ocak başınızdır.
çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

dostunuz sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda, ne ‘hayır’ demek zor gelir, ne de ‘evet’ demekten çekinirsiniz.

ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.

çünkü dostlukta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

dostunuzdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız; çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın, dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi…

ve dostluğunuzda, ruhsal derinlik kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.

çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
ve sadece yararsız olan yakalanır.

ve dostunuza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse, meddini de bilmesine izin verin.

çünkü salt zaman öldürmek için bir dost aramanızın anlamı olabilir mi?
onu, zamanı yaşatmak için arayın.

çünkü o ihtiyaçlarınızı karşılamak içindir, boşluğunuzu doldurmak için değil.

ve dostluğun hoşluğunda, kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.

çünkü küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tâzelenir).

Halil Cibran.
sevincide kederide beraber paylaşmaktır. sende yoksa bende var demektir. ''biz'' olabilmektir.

gecenin 2'sinde telefonun çalıyorsa, rakı masasına davet ediliyorsan çok sağlam dostların var demektir.