haliçte yaşayan simonlar – Muhalif Sözlük
Cemaatin içindeyken kral olan
Susurluk'da belge verirken kral olan
milleti cemaat adına dinlerken kral olan

Cemaati suçlayınca açıklarını ortaya çıkarırken tukaka olan Hanifi Avcı'nın yazdığı kitaptır.Herkesin düşündüğü gibi en çok zararı Hanifi Avcı değil,cemaat almıştır.

Kitapta yazılanları cemaatçiler bilmiyor mu?Tabi ki biliyor.Birçok cemaatçinin hala cemaate yakın takılması islam'dan vb. şeylerden dolayı değil,çıkardan dolayıdır.Birçok her gece viski ile zina yapan cemaatçi tanıyorum.Cemaatin gücü bitince hiçkimse cemaatçiyim demeyecektir ve bu durumda yakındır.

Kitabın ana fikrindeki gibi cemaat içersinde bulunduğu haliçden dolayı kendi pis kokularını görememekte herşeyi kendisi için mübah saymaktadır.
bugün hakkında en ilginç yorumu duyduğum kitaptır..

yorum şöyle: kitabı tayyip erdoğan yazdırdı.çünkü sonu cemaatin elinden olacak.önüne geçmek için yazdırdı..(u: dikkate değer buldum)
mesele solun atak yapması değildir...atak yapan yapılanma sola indirgenemeyecek kadar geniş,kapsamlı ve çok cephelidir...

solun ve sağın içerisine yuvalanmış farklı partilerde ve ideolojilerde gözüken ama aynı dili kullanup aynı düşünceyi savunan insanlar var...

bu zümreler aynı statükoyu savunurlar ama kullandıkları argünlar veoynadıkları tribünler başka başkadır.

kah din vardır dillerinde ,kah millet,kah ilericilik ve uygarlık..

işte bu kitap farklıymış gibi görünen ama aslında aynı olan bu zümrelerin ekmeğine yağ sürmüştür.

son cümlede tanım yaparsak...

düne kadar cemaatçi denilen müdürün, sağcı ve solcu kimi partilerde kendine yer bulmuş ulusalcıları sevince gark eden,bariz maddi ve mantık hatalarıyla dolu kitabı.
60 yıllık solcu hegemonyanın yine aynı üslup ile, yani ahlaki olmayan yollarla bir grubun eline geçtiği çalışmalarının ülkemizde bilinmesine rağmen yazılamamasının son bulduğu kitaptır. illa ki "delil" diyenlere hukuk fakültesinde "yolsuzluğun delili olmaz diyenlere hocamız 5 katlı imar bölgesinin hemen yanıbaşında biten 12-13 katlı sitelerin yolsuzluğun delilidir cevabını vermesi" örneğini gösteren hocalarımızın örneğini vererek soruyorum: hakim-savcı sınavlarında mülakatın etkisinin 'den 'a çıkartılması delil değil midir ? Kadronun yarısı kadar daha kişiyi mülakata çağırırken (örneğin 10 kişilik kadro için mülakata 15 kişi çağrılması.) bunu yönetmelik ile iki katına çıkaran (10 kişilik kadroya 20 kişi çağırmak.) zihniyet kadrolaşmış olmuyor mu ? TRTH Haber genel yayın yönetmeni-müdürü "ahmet böken" eski bir stv çalışanı değil mi vb. soruların daha da artırılarak sorulabileceği buna mukabil karşıtların" ama onlarda..." gibisinden cümleler kurup "ehven-i şer"re sığınıcı yahut "kötü misal emsal teşkil etmez." kaidesine riayet etmeyen savunmalar geliştirdiği hal-i pür melalimizdir. Kitap 12 eylül'den 1 sene evvel yada 1 sene sonra çıksa idi içindekilerin doğruluğunu kabul edecek miydiniz sorusuda son anda aklıma gelen sorudur. cevabı "kem küm"dür.
işin boku çıkarsa bizim de boka "(b: boktur)" diyeceğimizi gösteren tavrın yazıya dökülmesidir.
Anti solculuktan kendilerine raund elde etmeye calısan ve bu bahaneyle kendi yaptıkları yolsuzlukların üzerini orten yolsuz cemaatci zihniyetin solcuların bir atağı olarak değerlendirdiği kitap.
60 senedir doğru dürüst iktidara gelememiş chp zihniyeti türkiye nin çok önemli kimi kurumlarında egemendir. işte bu manasız tablo değişmeye başlamıştır. artık anadolu çocukları seçkinlerin kendi arka bahçesi gördüğü yerlere girebilmektedir. bu gücün bir bölümünü elinde tutan belli seçkinci çevrelerde rahatsızlık yaratmıştır bu kitap bunun bir tazahürüdür. bu kitap ve son dönemdeki bazı gelişmeler bir karşı ataktır. hadise bundan ibarettir.
bu kitabın icinde Anılatılanların bir coğunun yalan olduğunu düşündüğüm fakat cemaatin emniyet icindeki büyük kadrolasmasının da reddedilemeyeceği gerceği vardır . Hatta ilk olarak polisliğe giriş sınavının soruları calınıyordu tahminimce 20 yıldır falan emniyetin sınav soruları calınıyor. Bizim bu konuda tavrımız bellidir herhangi bir gurup , cemaat yararlıda olsa devletin kurumlarını ele geciriyorsa kendisini kazıklarda bulur bizim tavrımız boyle olmalıdır dün ulusalcılara devletin kurumlarını ele geciriyor diye karşı duranlar mutlaka bugün cemaatede aynı tavrı gosttermelidir yoksa onur u tartısılır hale gelir.
kitapta hsyk ve yargıtay kararlarını cemaate ihale edip bariz maddi hatalar yapması bir kenara..


son kısımlarında garip bir mektubla bitmektedir..

sözde cemaatçi bir polisin(!) cemaat jargonu kullanarak başlarındaki imamı yukarıya şikayet ettiği mektup ciddi görüntüsüne rağmen komik zira cemaatçiymiş havası verilen böyle bir polis varsa bile ve böyle bir mektup cidden yazılmışsa bile içeriğindeki çok önemli bilgileri aklı başında kimse yazıya dökmez.

olsa olsa sızdırılmış birinin mektubu olmalı..mektup konu itibariyle cemaatin kendi içindeki şikayet mektubu görüntüsü verilmişsede dikkatleri tamamen cemaat faaliyetlerine(!) çekmek için yazılmış...

hani sanki bu mektup ulusalcılara ulaşsada rahat rahat ithamda bulunsalar der gibi kaleme alınmış.

mektup tüm hayret verici görüntüsüne rağmen mantık unsuru hayli zayıf...şikayet mektubu süsü verilen itiraf mektubu...

zekice düzenlenmiş ama mantık yönüyle zayıf...

kitap acemilikleri ve bariz maddi hataları olsada dönem itibariyle ciddi bir psikolojik harp argümanı intibası vermekte.
ramazan ayında pide bu kadar satıyor mu bilmiyorum. beşiktaş'ta alkım kitapevinde kasiyerler direk yüzünüze bakıp "siz de mi hanefi avcı" diye soruyor. benden önce 7-8 kişi aldı ve sürekli birileri gelip bu kitabı soruyordu.