sosyalleşme ve kişisel eğitime büyük yararlar sağlayan türk kültürüdür.
ilk kahvehane 1550lerde istanbul'da açılmıştır. hemen arkasından avrupa'ya yayılmış 1645'te venedik'te, 1650'de londra'da dikilmiştir.
bu kitap okunan, felsefe yapılan, dertleşilen, sosyal ve ekonomik olayların tartışıldı güzide mekanlar, ayrıca eğlenilen, masa oyunları oynanan, meddah izlenen, tambur dinlenen yerlerdir.
fransızlar cafe(kafe), ispanyollar caffeteria(kafeterya) demişlerdir.
mehmet akif ersoy'un, oturup şiirlerini okuduğu ve ''nasıl iyi olmuş mu?'' diye sorduğu yerlerdir. milliyetçilerin ''ingilizlerin güvencesi altında, rumlar ortalığı yakıp yıkmakta. en son beyoğlunda bir taciz girişiminde bulunmuşlar. bu durumda sizce ne yapmalıyız?'' diye milletin fikirlerini aldığı, milli mücadeleye nasıl destek verilebileceğini sorguladığı yerler olmuştur.
şairlerden ressamlara, devlet adamlarından paşalara kadar herkes muhakkak gelip oturmuş, bir çay içmiştir.
özal'ın liboş akımıyla birlikte, kahvehanelerin itibarları kasıtlı olarak bozulmuştur.
özal'ın itleri tarafından ''medeniyetsizlik yuvası'' diye lanse edilmiştir. cahil insanlar gider, işsiz insanlar gider, suçlu insanlar gider gibi aslı astarı olmayan sözlerle habire karalanmıştır.
sadece erkeklerin bulunması ve kadınların olmaması sebebiyle, özal'ın karısı bile ağzına dolamıştır.
ayrıca ''burda kumar oynanıyor'' diye söylentiler çıkarılmıştır. oysa ki kumar oynamak için ortaya bir bahis koymak gerekir. zevkine tavla oynamak kumar değildir.
ve artık istenilen olmuştur. gücünü cafelere bırakmıştır. fransız kahvehanesi olan cafe, kadınlı erkekli oturulabiliyordur. gençler mcdonaldlarda takılıyordur. medeniyet göstergesi olarak amerika zengin edilmektedir.
lakin günümüzde halen kahvehaneler vardır. ve o görgülü kültürü hala yaşatmaktadır.
bir toplu taşıma aracında gazete okumaya kalksanız, sağınızdaki solunuzdaki arkanızdaki dönüp, sizin gazetenizi okuyacaktır.
kahvehanede gazetenizi açın okuyun, kimse bakmaz. çünkü görgülüdür.
sadece gazete değişimi yapılır. ben yeniçağ'ımı okuduktan sonra, diğerine veririm. o da vatan'ını okuyup bana verir. başkası diğerine hürriyet verir. diğeri milliyet verir.
kışın içerde, yazın çınar gölgesindedir.
hafta sonları tam gün, hafta içleri saat5-6 gibi takılıyorumdur.
ilk kahvehane 1550lerde istanbul'da açılmıştır. hemen arkasından avrupa'ya yayılmış 1645'te venedik'te, 1650'de londra'da dikilmiştir.
bu kitap okunan, felsefe yapılan, dertleşilen, sosyal ve ekonomik olayların tartışıldı güzide mekanlar, ayrıca eğlenilen, masa oyunları oynanan, meddah izlenen, tambur dinlenen yerlerdir.
fransızlar cafe(kafe), ispanyollar caffeteria(kafeterya) demişlerdir.
mehmet akif ersoy'un, oturup şiirlerini okuduğu ve ''nasıl iyi olmuş mu?'' diye sorduğu yerlerdir. milliyetçilerin ''ingilizlerin güvencesi altında, rumlar ortalığı yakıp yıkmakta. en son beyoğlunda bir taciz girişiminde bulunmuşlar. bu durumda sizce ne yapmalıyız?'' diye milletin fikirlerini aldığı, milli mücadeleye nasıl destek verilebileceğini sorguladığı yerler olmuştur.
şairlerden ressamlara, devlet adamlarından paşalara kadar herkes muhakkak gelip oturmuş, bir çay içmiştir.
özal'ın liboş akımıyla birlikte, kahvehanelerin itibarları kasıtlı olarak bozulmuştur.
özal'ın itleri tarafından ''medeniyetsizlik yuvası'' diye lanse edilmiştir. cahil insanlar gider, işsiz insanlar gider, suçlu insanlar gider gibi aslı astarı olmayan sözlerle habire karalanmıştır.
sadece erkeklerin bulunması ve kadınların olmaması sebebiyle, özal'ın karısı bile ağzına dolamıştır.
ayrıca ''burda kumar oynanıyor'' diye söylentiler çıkarılmıştır. oysa ki kumar oynamak için ortaya bir bahis koymak gerekir. zevkine tavla oynamak kumar değildir.
ve artık istenilen olmuştur. gücünü cafelere bırakmıştır. fransız kahvehanesi olan cafe, kadınlı erkekli oturulabiliyordur. gençler mcdonaldlarda takılıyordur. medeniyet göstergesi olarak amerika zengin edilmektedir.
lakin günümüzde halen kahvehaneler vardır. ve o görgülü kültürü hala yaşatmaktadır.
bir toplu taşıma aracında gazete okumaya kalksanız, sağınızdaki solunuzdaki arkanızdaki dönüp, sizin gazetenizi okuyacaktır.
kahvehanede gazetenizi açın okuyun, kimse bakmaz. çünkü görgülüdür.
sadece gazete değişimi yapılır. ben yeniçağ'ımı okuduktan sonra, diğerine veririm. o da vatan'ını okuyup bana verir. başkası diğerine hürriyet verir. diğeri milliyet verir.
kışın içerde, yazın çınar gölgesindedir.
hafta sonları tam gün, hafta içleri saat5-6 gibi takılıyorumdur.