terörist falan değildir. terörist olmak kolay mı? bir kere vatanına ihanet edeceksin, dış güçlerle anlaşacak, yurdu içten bölmeye çalışacaksın. mahir yapmış mı? yapmamış. sosyalizmin gölgesinde kürtçülük yapan dönemin "aydın"ları gibi fildişi kulesinden teori kasmak yerine "tam bağımsız türkiye" ideali uğrunda can vermiş. devrimci olmak için marksist olmak gerekmediğini, sosyalizmi savunmanın vatanseverliğe engel olmadığını tarihe canıyla not düşmüş. kaypakkaya'larla aynı satırda anılma gafletine düşülüyor, o kaypakkayalık yapmış mı? yapmamış. mahkemedeki thkp-c savunmasında:
-- spoiler --
iddia makamı, ihtilalci kavramı ile marksist kavramını eş anlamda kullanmaktadır.
bu anlayış, hayatın realitelerine, dünya devrimci pratiğine ve de bilime aykırı bir anlayıştır. sosyalist olmayan bir kişi pekâlâ ihtilalci olabilir. mesela: büyük fransız devriminin önderleri, marat, robespier… sosyalist değillerdi, ama gerçek birer ihtilalci idiler.
proletaryanın ideolojisi olan sosyalizmin henüz teorik ve pratik temellerinin mevcut olmadığı 18’inci yüzyıl için geçerli olan bu durum, 20’nci yüzyılda da geçerlidir.
bu gerçek, 20’nci yüzyılda yani sosyalist ve milli demokratik devrimler çağında emperyalist boyunduruk altında olan bizim gibi ülkelerde özellikle geçerlidir.
şöyle ki:
bolivya’da yankee emperyalizmine karşı isyan bayrağı açarak dağa çıkan papaz camillo torres, sosyalist değildi, ama gerçek bir devrimciydi.
cezayir halk savaşı’nda, fransız emperyalizmine karşı, kanla, ateşle halkının kurtuluş destanını yazan cezayir milliyetçileri marksist değillerdi, ama kelimenin gerçek anlamıyla ihtilalciydiler.
dünyanın ilk zaferle biten halk savaşını sürdüren kuvayı milliye’nin yönetici kadrosu sosyalist değildi, ama sapına kadar ihtilalciydi…
keza, bugün, vietnam’da amerikan emperyalizmine karşı dövüşen budist rahipler marksist değillerdir, ama devrimcidirler.
hayat, bunun tersinin de geçerli olduğunu söylemektedir. 20’nci yüzyıl devrimci pratiği, sosyalist olmayan devrimcileri kaydettiği gibi, tüzük ve programlarında “marksist-leninist” yazan pek çok örgütün (ve de mensuplarının) devrimci olmadıklarını da belirtmektedir.
mesela, latin amerika’da milli kurtuluş harekatına yan çizen pek çok “marksist parti” vardır. ama bu parti ve mensuplarının hiçbiri devrimci değildir. papaz camillo torres bunların hepsinden daha ileridir ve de devrimcidir.
keza, cezayir halk savaşı’nda milli kurtuluş savaşı’na yan çizerek, cezayir için en iyi çözüm yolunu sosyalist fransa’nın bir eyaleti olmasında gören cezayirli sosyalist aydın da, o’nun partisi de devrimci değildir. bilimsel sosyalizmden habersiz cezayirli bir milli kurtuluşçu, bu aydından da, o’nun partisinden de ilericidir, devrimcidir.
bu örneklere, sayısız örnekler katmak mümkündür.
kısacası, kim emperyalist boyunduruğa karşı, halkının kurtuluşu için, bütün varlığını ortaya koyarak savaşıyorsa ihtilalci de, devrimci de, ilerici de odur!
ihtilalci ve ihtilal kavramlarından, sadece sosyalist ve proletarya devrimini anlayan iddia makamı için, atatürk, elbette ki devrimci (ihtilalci) değildir; evrimcidir. bize ve tarihe göre, meselenin bu izah tarzı, en nazik deyimle, g. m. kemal atatürk’ün tarihî kişiliğini ve o’nun eseri olan anadolu ihtilali’ni hiç ama hiç anlamamanın somut belgesidir. ve g. m. kemal atatürk’ü bu şekilde değerlendirenler ne kadar atatürkçülük iddiasında olurlarsa olsunlar onların atatürkçülüğü, “gardrop” atatürkçülüğünden öteye gitmez.
hayatın cilvesine bakın ki, onun açtığı yolda milli kurtuluş bayrağını 1971 türkiye’sinde dalgalandıran bizler, o’nun adına, o’nunla uzaktan yakından ilişkisi olmayanlar tarafından o’na ihanetle suçlanıyoruz.
gerçekten garip olan bu durum, asla bizi şaşırtmıyor. bu, tarihin her döneminde hâkim sınıfların uyguladığı bir taktiktir. ülkesinde dünyayı değiştiren, halkına ve ulusuna mal olmuş her ihtilalciyi, ölümünden sonra hâkim sınıflar (o’nun devrimci kişiliğini ve eylemini kendi sınıfsal çıkarları paralelinde tahrif ederek) o’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, kalkan olarak ileri sürerler. bu, objektif bir olgudur ve bugüne kadar, sınıflar mücadelesinde, ilerici gerici mücadelesinde hep böyle süregelmiştir.
büyük fransız devriminde, karşıdevrimciler tarafından katledilmiş olan devrimci marat, bir süre sonra, o’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, karşıdevrimin bayrağı olarak çıkartılmaya çalışılmıştır. marat’ın izinde yürüyen jakoben’lere (robespier ve arkadaşlarına) karşı, tutucu jirondenler, marat’ı kalkan olarak kullanmışlardır. o’nun izinde yürüyenleri, o’nun adına, o’nu katledenler suçlamışlardır.
ülkemizde de bugün aynı oyun oynanmaktadır.
gazi mustafa kemal’in “ya istiklal, ya ölüm” şiarını kendisine şiar edip, o’nun hedeflendirdiği tam bağımsız türkiye için mücadele edenlerin karşısına, karşıdevrim, atatürkçülük iddiasıyla çıkmaktadır.
bu, tarihin paradoksudur.
(u: thkp-c savunma, s. 127-129)
-- spoiler --
ve
-- spoiler --
(…) kemalizm, emperyalist boyunduruk altında olan yarı sömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır. kemalizm’e ruh veren, onu yaşatan, milli kurtuluşçuluğun (yani, antiemperyalist ve antifeodal) tavır alışıdır.” (u: thkp-c savunma, s. 130)
kemalizm, ülkemizde asker sivil aydın zümrenin geleceğini yansıtan, antiemperyalist ve antifeodal bir tavır alıştır. bu yüzden kemalizmin sağı solu olmaz.
kemalizm soldur, milli kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümrenin isyan bayrağıdır.
milli kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar atatürkçüyüz. onun milli kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız da dahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz. (u: thkp-c savunma, s. 131)
-- spoiler --
diyerek kendisini, fikrini, yolunu özetlemiştir. mahir olmak kolay mı?
-- spoiler --
iddia makamı, ihtilalci kavramı ile marksist kavramını eş anlamda kullanmaktadır.
bu anlayış, hayatın realitelerine, dünya devrimci pratiğine ve de bilime aykırı bir anlayıştır. sosyalist olmayan bir kişi pekâlâ ihtilalci olabilir. mesela: büyük fransız devriminin önderleri, marat, robespier… sosyalist değillerdi, ama gerçek birer ihtilalci idiler.
proletaryanın ideolojisi olan sosyalizmin henüz teorik ve pratik temellerinin mevcut olmadığı 18’inci yüzyıl için geçerli olan bu durum, 20’nci yüzyılda da geçerlidir.
bu gerçek, 20’nci yüzyılda yani sosyalist ve milli demokratik devrimler çağında emperyalist boyunduruk altında olan bizim gibi ülkelerde özellikle geçerlidir.
şöyle ki:
bolivya’da yankee emperyalizmine karşı isyan bayrağı açarak dağa çıkan papaz camillo torres, sosyalist değildi, ama gerçek bir devrimciydi.
cezayir halk savaşı’nda, fransız emperyalizmine karşı, kanla, ateşle halkının kurtuluş destanını yazan cezayir milliyetçileri marksist değillerdi, ama kelimenin gerçek anlamıyla ihtilalciydiler.
dünyanın ilk zaferle biten halk savaşını sürdüren kuvayı milliye’nin yönetici kadrosu sosyalist değildi, ama sapına kadar ihtilalciydi…
keza, bugün, vietnam’da amerikan emperyalizmine karşı dövüşen budist rahipler marksist değillerdir, ama devrimcidirler.
hayat, bunun tersinin de geçerli olduğunu söylemektedir. 20’nci yüzyıl devrimci pratiği, sosyalist olmayan devrimcileri kaydettiği gibi, tüzük ve programlarında “marksist-leninist” yazan pek çok örgütün (ve de mensuplarının) devrimci olmadıklarını da belirtmektedir.
mesela, latin amerika’da milli kurtuluş harekatına yan çizen pek çok “marksist parti” vardır. ama bu parti ve mensuplarının hiçbiri devrimci değildir. papaz camillo torres bunların hepsinden daha ileridir ve de devrimcidir.
keza, cezayir halk savaşı’nda milli kurtuluş savaşı’na yan çizerek, cezayir için en iyi çözüm yolunu sosyalist fransa’nın bir eyaleti olmasında gören cezayirli sosyalist aydın da, o’nun partisi de devrimci değildir. bilimsel sosyalizmden habersiz cezayirli bir milli kurtuluşçu, bu aydından da, o’nun partisinden de ilericidir, devrimcidir.
bu örneklere, sayısız örnekler katmak mümkündür.
kısacası, kim emperyalist boyunduruğa karşı, halkının kurtuluşu için, bütün varlığını ortaya koyarak savaşıyorsa ihtilalci de, devrimci de, ilerici de odur!
ihtilalci ve ihtilal kavramlarından, sadece sosyalist ve proletarya devrimini anlayan iddia makamı için, atatürk, elbette ki devrimci (ihtilalci) değildir; evrimcidir. bize ve tarihe göre, meselenin bu izah tarzı, en nazik deyimle, g. m. kemal atatürk’ün tarihî kişiliğini ve o’nun eseri olan anadolu ihtilali’ni hiç ama hiç anlamamanın somut belgesidir. ve g. m. kemal atatürk’ü bu şekilde değerlendirenler ne kadar atatürkçülük iddiasında olurlarsa olsunlar onların atatürkçülüğü, “gardrop” atatürkçülüğünden öteye gitmez.
hayatın cilvesine bakın ki, onun açtığı yolda milli kurtuluş bayrağını 1971 türkiye’sinde dalgalandıran bizler, o’nun adına, o’nunla uzaktan yakından ilişkisi olmayanlar tarafından o’na ihanetle suçlanıyoruz.
gerçekten garip olan bu durum, asla bizi şaşırtmıyor. bu, tarihin her döneminde hâkim sınıfların uyguladığı bir taktiktir. ülkesinde dünyayı değiştiren, halkına ve ulusuna mal olmuş her ihtilalciyi, ölümünden sonra hâkim sınıflar (o’nun devrimci kişiliğini ve eylemini kendi sınıfsal çıkarları paralelinde tahrif ederek) o’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, kalkan olarak ileri sürerler. bu, objektif bir olgudur ve bugüne kadar, sınıflar mücadelesinde, ilerici gerici mücadelesinde hep böyle süregelmiştir.
büyük fransız devriminde, karşıdevrimciler tarafından katledilmiş olan devrimci marat, bir süre sonra, o’nun izinde yürüyen devrimcilere karşı, karşıdevrimin bayrağı olarak çıkartılmaya çalışılmıştır. marat’ın izinde yürüyen jakoben’lere (robespier ve arkadaşlarına) karşı, tutucu jirondenler, marat’ı kalkan olarak kullanmışlardır. o’nun izinde yürüyenleri, o’nun adına, o’nu katledenler suçlamışlardır.
ülkemizde de bugün aynı oyun oynanmaktadır.
gazi mustafa kemal’in “ya istiklal, ya ölüm” şiarını kendisine şiar edip, o’nun hedeflendirdiği tam bağımsız türkiye için mücadele edenlerin karşısına, karşıdevrim, atatürkçülük iddiasıyla çıkmaktadır.
bu, tarihin paradoksudur.
(u: thkp-c savunma, s. 127-129)
-- spoiler --
ve
-- spoiler --
(…) kemalizm, emperyalist boyunduruk altında olan yarı sömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır. kemalizm’e ruh veren, onu yaşatan, milli kurtuluşçuluğun (yani, antiemperyalist ve antifeodal) tavır alışıdır.” (u: thkp-c savunma, s. 130)
kemalizm, ülkemizde asker sivil aydın zümrenin geleceğini yansıtan, antiemperyalist ve antifeodal bir tavır alıştır. bu yüzden kemalizmin sağı solu olmaz.
kemalizm soldur, milli kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümrenin isyan bayrağıdır.
milli kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizler sapına kadar atatürkçüyüz. onun milli kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız da dahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz. (u: thkp-c savunma, s. 131)
-- spoiler --
diyerek kendisini, fikrini, yolunu özetlemiştir. mahir olmak kolay mı?