mevlid şekeri – Muhalif Sözlük
artık modern kutularda, hijyenik olarak ve üstünde markalarla dağıtılan veya satılan şekerlerdir.muhafazakar pastaneler yine alternatif üreterek duruma el atmışlardır ve geçmişimi çalmışlardır.oysa biz onu üstünde şeker resmi bulunan kağıt külahlarla sevmiştik.

olayın gelişimi şöyle efendim:

akşam namazını eda için gittiğim solun kalesi sayılan bir şehirde başıma gelmiştir.not:5 vakit kılmasam da huzur aramak için camileri seçerim.neyse efendim, nisanın sonuna doğru güneş kendini iyiden belli etmeye başlamış ve sıkıntılar içinde olan ben yalnızlığın verdiği huşuyla attım kendimi bir cami avlusuna.

bahsettiğim cami avlusu öyle hoş ki benim için güzel bir örnek teşkil ediyor.şehrin tam merkezinde ama dikdörtgen bir surla çevrili.klasik selçuklu mimari örneği.bahçeden dışarısı araba, insan, banka, dönerci, giyim mağazası seli.sarışınlar, esmerler, taytlılar, güneş gözlüklü ulusalcı gençler ve modifiye.-modifiye konusuna başka bir başlıkta el atmayı düşünüyorum.-

desenli gömleğimin kollarını sıvayıp, çoraplarımı yırtık var mı diye kontrol ederek çıkardım.çorap konusu önemli.eğer yırtıksa cemaatin gözünde karizmanız çizilebilir, size "garibim" nazarıyla bakabilirler.hele çorabın altı siyahi bir futbolcuyu andırıyorsa hakkari spora daha transfer olabilirsiniz.neyse geçelim.

camiye geçip namazı beklemeye durdum.boş durmayayım dedim, salavata da dilim alışsın babında güzeller güzelini anmaya başladım.o an cemaat çoğalmaya başladı.garipti çünkü vakit namazlarında bir saftan fazlasını beklemek, tayyip'ten türk milleti lafını beklemek gibidir.anladım mevzu mevlid.

namaz eda edildi tabii aklımda binbir fikir.tesbihat sırasında gözüm telefonuma takıldı ve nazlı ceylanım "nasılsınız efendim?" diye mesaj yardırmış.daha ceylanım diyorum çünkü flört aşamasına gelemedik.yoksa kaçmaz.

cevap atar mıyım?he tabii ki hayır.o mesaj atmasa telefona dahi bakmam, ciddiye almam kimseyi ama abilerim bu sıralar jet yanıtlar vermek şart.kaçmasına da izin veremem ya.ama atmadım, nefsimle kavgaya tutuştum ama atmadım tabii mevlidden erken çıktığımı varsaymazsak.

"melekler gökten saf saf" inerken mevlid şekeri dağıtılmaya başlandı.çocukluğumdan beri severim bu şekeri ama pastaneye gitsem suratına bakmam.çünkü o benim kutsallarımdan biri.hem şekerle eve gidersem evdekiler camiiye gittiğime inanır hem de kaynağı belirsiz neşeler dolar kalbime.kütür kütür çürük dişlerimle onlara eşlik etmek zevklerin en alalarından.

bir baktım şeker yeşil pakette.renk önemli, yeşil daha da önemli.sünetullahın kimlik belirten renklerinden.muhsin başkan'ın hücre yıllarında göz bozukluğuna karşı ilacı, benim köyümün ve dağlarımın rengi.yeşil rengin üstünde -büyük ihtimalle- süleymanıye camii resmi ve altında pastanenin ismi.eğitim psikolojisinden biraz çaktığımdan buna direk örtük öğrenme ile açıklarım veya thorndike reisin çağrımsal geçiş teorisi ile de.pastane ismine gözünüz ilişirse ve pastaneye bir işe düşürse, beyniniz o kutunun üstündeki reklama koşullanır ve kendiniz yeşil sermaye kucağında bulursunuz.yeşil rengin diğer nedenlerinden dolayı -güzeli, memleketi çağrıştırdığından- pastane ile kutsal arasında bağlantı kurarsınız ve o pastane size nurlu gözükebilir.

işin ilginç yanı, şekeri dağıtan eleman beni pas geçti.bildiğin tüm cemaate şeker verdi ama bana vermedi.bir işaret miydi bu?ben talihsizlik diye yorumladım ama yukarıda aile konusunda saydığım mevzulardan bahisle, bir işaret olarak da algıladım.aklım hala ceylanımdaydı.

bitime yakın kalktım ve dışarı adımımı attım.şeker kutusu tama yakın duruyordu.başında bulunan eleman:
-abi şeker aldınız mı?
+yok almadım ama olsun.allah kabul etsin.
-sağolun ama lütfen alın.

ben ilk başta kabul etmek istemedim çünkü durum nefsimle savaşa dönüşmüştü artık.eğer o şekerle eve gidersem ailemin ve sevdiklerimin gözüne girebilir, ceylanım "naptın" derse mevlid şekerinden bahisle dinden, namazdan bahsedebilir ve kendimi övebilirdim.unutmayın; bu memleketin kızları ne kadar seküler, kaşar olursa olsun böyle konularda bilmedikleri bir saygınlık yüklerler karşıdakine ve kendilerini size bırakma süreleri azalabilir.-ebilmek diyorum başganlar.

neyse, çocuk üç tane birden verdi ama alamadım.taşıyamazdım ki üçünü birden.cebime sığmaz, ulusalcı bir şehirde göze batabilirim.ulusalcılar şimdilerde milliyetçilere yakın görünseler de onlar aynı pisliklerdir.sürece işçi partisinin karşı çıkması doğu perinçek ve benzerlerinin yaptıklarını affetiremez.yerim onların milliyetçiliklerini mevlid şekeriyle birlikte.yok yok utanmam lan.çünkü ben elimde zaman, yenişafak,ortadoğu,yeniçağ,baran gibi gazetelerle en seküler çay bahçelerinde milletin gözüne soka soka gazete okuyan biriyim.

ama şeker şunu öğretti bana.artık eskiler toptan gidiyordu, kapitalizm ve gösteriş camilerin en hassa yerlerini işgal etmişti.o pastaneye uğramayacaktım.camiyi reklam için kullanan zihniyet beni nasıl siker siz düşünün.
içinden yeşil nanelileri alıp,acı kırmızıları geri koyup kapatmaya çalıştığımız yeşil kutuların şekerleri. epeydir din-diyanet işlerinden uzak olduğum için hala aynı yeşil,sivri masum kutularda mı bilmiyorum ama şayet üzerine reklam alınmaya başlanmışsa bütün masumiyetini kaybetmiş demektir.