adanalı (u: anadolu)rock sanatçısı. 99 senesinde bu akşam ölürüm adlı parçası patlama yapmıştır ve herkes o şarkıyla bir bir intihar etmeye başlamıştır.(u: gb) kendisi efendidir, köylüdür, toprak adamıdır. şöhretin bozmadığı nadir insanlardan olduğu inancını korumaktayız. magazin haberlerinde izi yoktur, hatta köyüne ona çekim yapmaya giden televole ekibine "kardeşim çekmeyin beni öyle magazine alet etmeyin istemiyorum" diyerek tepki göstermiştir. bir dergi ile yaptığı röportajdan küçük bir pasaj:
---------------murat---------------
biz bu işi gerçekten severek yapıyoruz. o kadar hoşuma gidiyor ki insanların bizi alkışlaması, harikasınız demeleri. evet, bunların hepsi oldu. ama bu akşam ölürüm ile beraber enteresan bir yere geldik. o alkışlamalar beğenilme duygusu bir süre sonra bu akşam ölürüm ile birlikte yerini büyük bir kibre bıraktı. yani ayaklarımız yerden kesildi. yani siz kralsınız, sizden başka kral yok, karşı konulamaz bir güç bahşedilmiş gibi sanki televizyonları yendiniz, bakanları ve başbakanları yendiniz. i̇şte bu kibir ister istemez üzerinizde şöyle bir tesir bırakıyor: evet yaptım, ben başardım. şimdi gökdelenler var. i̇nsanlar artık gökdelenlerde yaşamaya başlıyor. i̇nsan yukarıdan bakmayı seviyor. i̇nsanın doğasında var bu. oradan aşağıdaki insanların ne kadar küçük olduğunu görürsün. biraz daha yükselirsen insanlar gittikçe gözden kaybolur ve sinek kadar olur. bazen aşağı inip kaldırımlarda yürüyenlerin hizasına inip hatta kaldırım taşına oturup aşağıdan yukarıya insana bakmak gerekiyor. daha önceleri yukarıdan aşağıdakilere bakarak nasıl gözüküyorlar diyordum. yukardan bakmanın bir âlemi yok. şu bir gerçek ki yukarıdayken fişimizi yine kendimiz çektik. dedik ki: burası çok tehlikeli kaygan bir zemin, her an uyum sağlayabilir, burada kalmaya alışabilir ve burada sürekli olmayı isteyebiliriz. burada sürekli kalırsak bu bizi felakete sürükler, sonumuz olur şeklinde düşündük ve bir karar verdik; fişimizi çektik ve kendimizi aşağıya indirdik. sanat, şuana kadar yani son albüme kadar gerçekten sanat sanat içindir tezini savunuyordum ama bir şeyin farkına vardım. sanat neymiş biliyor musun? sanat insanın kendini arayıp bulmasıdır, babam. varlığının nedenini sorgulayıp kendisini arayıp bulmasıdır. ondan büyük sanat tanımam dünyada. çünkü sen seni bilmezsen ya nice okumaktır. yani sanat kendi varlığını sorgulamaktan başka bir şey değil. kendi varlığını sorgulamazsan hep bir yarım olarak kalırsın. tamlayanını asla bulamazsın. tümden gelim. söyledim, anlattım. sanat insanın kendisini ve kendi varlığını sorgulayıp bulmasıdır. bulamıyorsan gittin zaten.
---------------kekilli---------------
ve mutlu son(u: gb) bir ahir zaman albümüyle "ben buradayım babam, gitmedim bir yere" mesajını açık şekilde veren murat kekilli, şöhret içinde ama mütevazi hayatına devam ediyor. o kıvır kıvır kara saçları, yaz kış gözünden düşmeyen güneş gözlüğüyle bana çocukluk arkadaşım görkem'i hatırlatıyor. onunla çok dinlerdik.
---------------murat---------------
biz bu işi gerçekten severek yapıyoruz. o kadar hoşuma gidiyor ki insanların bizi alkışlaması, harikasınız demeleri. evet, bunların hepsi oldu. ama bu akşam ölürüm ile beraber enteresan bir yere geldik. o alkışlamalar beğenilme duygusu bir süre sonra bu akşam ölürüm ile birlikte yerini büyük bir kibre bıraktı. yani ayaklarımız yerden kesildi. yani siz kralsınız, sizden başka kral yok, karşı konulamaz bir güç bahşedilmiş gibi sanki televizyonları yendiniz, bakanları ve başbakanları yendiniz. i̇şte bu kibir ister istemez üzerinizde şöyle bir tesir bırakıyor: evet yaptım, ben başardım. şimdi gökdelenler var. i̇nsanlar artık gökdelenlerde yaşamaya başlıyor. i̇nsan yukarıdan bakmayı seviyor. i̇nsanın doğasında var bu. oradan aşağıdaki insanların ne kadar küçük olduğunu görürsün. biraz daha yükselirsen insanlar gittikçe gözden kaybolur ve sinek kadar olur. bazen aşağı inip kaldırımlarda yürüyenlerin hizasına inip hatta kaldırım taşına oturup aşağıdan yukarıya insana bakmak gerekiyor. daha önceleri yukarıdan aşağıdakilere bakarak nasıl gözüküyorlar diyordum. yukardan bakmanın bir âlemi yok. şu bir gerçek ki yukarıdayken fişimizi yine kendimiz çektik. dedik ki: burası çok tehlikeli kaygan bir zemin, her an uyum sağlayabilir, burada kalmaya alışabilir ve burada sürekli olmayı isteyebiliriz. burada sürekli kalırsak bu bizi felakete sürükler, sonumuz olur şeklinde düşündük ve bir karar verdik; fişimizi çektik ve kendimizi aşağıya indirdik. sanat, şuana kadar yani son albüme kadar gerçekten sanat sanat içindir tezini savunuyordum ama bir şeyin farkına vardım. sanat neymiş biliyor musun? sanat insanın kendini arayıp bulmasıdır, babam. varlığının nedenini sorgulayıp kendisini arayıp bulmasıdır. ondan büyük sanat tanımam dünyada. çünkü sen seni bilmezsen ya nice okumaktır. yani sanat kendi varlığını sorgulamaktan başka bir şey değil. kendi varlığını sorgulamazsan hep bir yarım olarak kalırsın. tamlayanını asla bulamazsın. tümden gelim. söyledim, anlattım. sanat insanın kendisini ve kendi varlığını sorgulayıp bulmasıdır. bulamıyorsan gittin zaten.
---------------kekilli---------------
ve mutlu son(u: gb) bir ahir zaman albümüyle "ben buradayım babam, gitmedim bir yere" mesajını açık şekilde veren murat kekilli, şöhret içinde ama mütevazi hayatına devam ediyor. o kıvır kıvır kara saçları, yaz kış gözünden düşmeyen güneş gözlüğüyle bana çocukluk arkadaşım görkem'i hatırlatıyor. onunla çok dinlerdik.