musab bin umeyr – Muhalif Sözlük
ilk öğretmen.

öğretmen demem yeterliydi lakin öğretmek kavramı ve öğretmen ismi laikleştiği için konuyu biraz daha açmam lazım.sonra gideceğim, biraz kitap okuyup yeniden başlamak için -bismillah- diyeceğim.

hayatını alıntılarla anlatmaya gerek duymuyorum.vikipedi o işinizi görür efendiler ben vikipedi'de, twitter'da, facebook'ta olmayacak duygularımı yazmaya çalışacağım. ee bu sözlük zaten niye var?

onun her hikayesini dinlediğimde, okuduğumda kendimi sorgular ve göz yaşlarımın dışarı fırlaması için dua ederim.oysa göz yaşı duayla beraber gözden çıkması gereken, duanın en mühim yoldaşıdır.ancak bir odun gibi -nfk tabiri- hissiyat ve kalbim olduğundan ağlayamıyor, ağlayamadıkça da anlayamıyor zannediyorum kendimi.hani bazen bir şeyler okurken -buldum, buldum- diye sevinirsiniz ya ben de musab bin umeyr (r.a) hazretlerini andığımda aynı tepkiyi vermekte ve "buldumlara" -yandım, yandım- lafzını iliştirmekteyim.

onu ve onun gibileri, o mübarekler silsilesini anlatmak kolay mesele yine anlamakta.yakışıklılığı, zenginliği, anayı, babayı, kardeşi, dostu, akrabayı bırakıp gidebilen bir insan, bir yüce şahsiyettir.bazen böyle yüce şahsiyetlere -insan- demek ağrıma gidiyor.çünkü bana da insan diyorlar.ben eğer bu işe yaramaz kişiliğimle insan onuruna erişmişsem onlara insan demek ayıplar ayıbıdır.

öğretmen dediydik ama nasıl öğretmen?tek başına gittiği mediye'yi islam'ın ve dünyanın merkezi yapabilen bir öğretmen.geçinmeyi, ikinci evi ve arabayı, çalışan bir eşi, ince bıyık bırakmayı müdür olmak olarak gören değil tüm bedeni ve ruhuyla -gerçek manada- adanmış bir öğretmen.tek derdi öğretmek ve insanları kurtarmak.medine efendiler efendisine şehir olma hasletini gösterebilmişse, bu musab bin umeyr (r.a) sayesindedir.

tekrar söylüyorum, musab bin umeyr (r.a) adanmışlığın diğer adıdır.uhud harbinde kendini efendiler efendisine siper ederken yine öğretmenlik vasfı vardır.bize inandığımız bir kişiye nasıl siper olunur dersini veriyordu.o ders ki atalarımız tarafından iyi algılanmış olmalı ki haçlı zihniyetinin karşısında türk vardı.-burada bazı haçlı seferlerinde, haçlıların ege ve akdeniz'den doğru sessizce geçmelerine izin veren atalarımıza da anıyor; onları başka bi başlık ve yazıya saklıyorum)

bu satırlara bir özlem duygusu ile başlamıştım ama onu birazcık bile anlayamadığımdan, içimdeki his değişmeye başladı. musab bin umeyr'i tanıyan her şahıs kendine sormalı:"acaba ben olsam gidebilir miydim?".sordunuz mı efendim?ben soruyorum ve kendimi halep yollarında görmek istiyorum ama o şanlı kişinin terkettiği anayı, babayı, dostu ve makamı terkedemiyorum.ben de mi seküler oldum yoksa?

bir gün anlamak dileğiyle.