mustafa özçelik – Muhalif Sözlük
uçan çok kıymetli başlıklardan bir tanesi daha. 1954 eskişehir doğumlu, lisans eğitimini bursa'da tamamlamış ardından farklı okullarda öğretmenlik yapmış, dumlupınar üniversitesi'nde türk dili öğretim görevlisi olarak çalışmış, yunus emre deyince akla ilk gelenlerden olup şiirleri ve denemeleriyle olduğu kadar çocuk masallarıyla da edebiyat dünyasında müstesna bir yere sahip olan şair. popüler değil münzevidir. eskişehir'de ardıç isimli bir dergi çıkarmıştır vaktinde. ardından bizim de çıkardığımız ardıç isimli mecmuaya ilham kaynağı olmuştur. çok sevdiğim, liste başım olan bir şair olarak bozkırın ortasında bir restoranda karşılaştığım, muhabbetiyle müşerref olduğum güzel insan. yedi güzel adamdan biridir. selçuk küpçük'ün çok güzel şekilde bestelediği ellerimde bir demet karanfil şiiri de kendisinindir.

---------------manolya---------------
Bana biraz gökyüzü getir
Tek bir kelime bile konuşmadan
Suyun kıyısında durup
işaret ver kalbime
Gözlerin hangi çiçekten renk almışsa
Mecaz duruşuyla o dalga
Beni de içine çağırsın

Konuştukça azalıyor güzelliğim
Dalından düşen bir yaprağın kaderini yaşıyorum
Aynalar kırılınca
Fotoğraflar da düşüyor suya
Muğlak bir cümlenin peşine düşüp
üşüyorum
Rüzgâra açık bir yanında oluyorum hayatın

Merhametin, o ılık rüzgâr değmese yüzüme
Elbet benim de kıyametim olacak
Bedenimdeki dünya kokusu
Kendime sapladığım bu bıçak bu ağrı
Dışımdaki kalabalık içimdeki tenhalık

Ne çok şey buluyor beni sen olmayınca...

Bana kehanetler üzerine sorular sorma şimdi
Sesim ki bir gölgenin rengine bürünüp
Sana varlığını sunuyor

Manolya! Yüz yıllık adresim
Beni bana bırakma
Bak, daracık merdivenlerinden çıkıyorum sarayına
Düşebilirim sen olmasan
Derin kuyulara
Yeryüzü korkularına

Ey bir yazın rüyasında
Bir kere daha açan çiçek
Her gölge varlığının esîridir
Âşikâr kıl kendini
Demli bir çay, biraz melâl
Yetmiyor bu hayatı anlamaya

istersen çocuk olur
Defne ağaçlarını düşünürüm
Meleklerin yaprakları altında
Gizli duruşlarıyla oldukları yerde
Beni kimseler bulamaz
Uyurum suların serin yatağında
istersen yolcu olurum dağlarında
Kapında akşamları bürünüp sabahı beklerim

Ey ay ışığı! Gökten bana bakan sûret
Mürekkebi kurumadan şiirimin
Bana bak
Yeni açılmış bir güle benzesin yüzüm
---------------manolya---------------

---------------ellerimde bir demet karanfil---------------
Her sabah
Hayatın alışkanlıklarına karşı durarak
En yakın ve uzak mesafeleri
Birlikte tarayarak
Başlarız güne

Aşk ve ölüm iki yanımızda durur
birlikte ve iç içe yürürler hayatın yokuşlarında
Biri sonsuza kadar alıngan
Diğeri cesur

Sen meydanlarda büyümüş çocuk
caddelerde ve sokaklarda
her söze açık
Bir yapraktın belki
Esen rüzgarlarca kımıldayan
Hava kararır ve gökyüzü
Bütün yükünü boşaltırken üstümüze
Unutulmuş bir zamandan
Sesler ve sözler hatırlatan ellerinle
Dikkatli ve tedirgin basıyorsun hayatın tuşlarına

Sen hangi aşkları içinde taşıdın da
şimdi ölümün
Yorgun tayını gözlüyorsun

Kalabalıklardaydın sen
Dudaklarında
Başkaları için
Sana ait olmayan
Tebessüm provaları yaparken
Ben seni
Meydanlardan kitaplara çağırdım
Antenler telefonlar zincirler tükenip biterken
Toplu sesler çıkardım içimden
Dağlarda yankılandı
Meydanlarda uğuldadı da
Sen duymadın

Sanki biz göçebeydik
O insan bu insan
Hepsinin içinden geçtik
Duymadılar

şimdi bize sunulan yırtık resimler
Ve parçalanmış binlerce hayat
çok alıngan bir çocuk oluyor gökyüzü
Dokunsan ağlayacak
Kadınların
Bir mendilde kalıyor gözyaşları

Sokaklar
Bizden daha özgür ve telaşlı
Bense
Her şeye rağmen
Ve herkese aykırı
Ellerimde bir demet karanfil
Yine sana geliyorum
---------------ellerimde bir demet karanfil---------------