recm – Muhalif Sözlük
nur suresi 2. ayette şu ifade geçer : ‘(b: zina eden kadın ve zina eden erkeğin ciltlerine yüz vuruş vurun. allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, allah’ın dini konusunda bunlara acıma duygusu sizi yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun).’

ayette zinanın cezası yüz celde olarak geçer. Arapçada celde, deriyi incitecek bir değnek anlamına gelir. ayrıca ayetin devamında bir grubun bu cezalandırmaya şahitlik etmesi emredilir. bu ifade ile birlikte bu cezanın kişiye fiziksel zarar vermekten çok toplum önünde o suçunu teşhir ederek utanmasını sağlamak amaçlanmıştır. kuran’a göre zinanın kanıtlanması için dört şahit gerekir. islam’da özel mülkiyetin dokunulmazlığı olduğunu düşünürsek bunun ispatlanması imkansızdır!

bu ceza, aleni yapıları yok edecek bir uygulamadır. genelev v.s ortamlar bu ceza hükmü ile engellenmiş olur. suç, toplumda yer etmez, bireylerin hayatında kalır.
peki, dört mezhepte adeta bir nas hükmünde olan recm, nasıl bu hale geldi?

hikayeye göre (b: recm ile ilgili kuran ayetleri sayfalara yazılı şekilde hz. aişe’nin evindeydi. peygamber’in vefatından sonra odaya giren aç bir keçi bu ayetlerin yazılı olduğu sayfaları yemiştir. böylece keçi bu ayetleri neshetmiştir, yani hükmünü kaldırmıştır). bu hikayeyi ben uydurmadım. bakın nerede geçiyor :
(b: ibni mace nikah 36,1944 ve hanbel 5/131,132,183 ve 6/269)

alim ibn-i kuteybe, konuya şöyle bir giriş yaparak açıklık getiriyor: “(b: keçi mübarek bir hayvandır)” ve şöyle devam ediyor: “(b: ad ve semud kavimlerini ortadan kaldıran allah, bir ayetini keçiye yedirerek kaldıramaz mı?)” - tevilu muhteliful hadis

ve yine buhari’de de yer alan, hz. ömer’e(b: ithaf edilmiş) bir cümle de, konuyu destekler niteliktedir. “(b: ileride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını kuran’da bulmuyoruz diye recmi inkar edeceklerdir. işte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. eğer halkın “ömer Kuran’a ilave ediyor” demesinden korkmasam bu recm ayetini kuran’a yazardım).“ (buhari 93/21, müslim hudud 8/1431, ebu davut 41/1)

bu şuna benziyor. bir yalanla başladım işe ama baktım ki sarpa sarıyor, devam edeyim senaryoyu yazmaya. ne çıkar ki, bir süre sonra zaten bunu yapanlar kendileri inanmaya başlıyor. onların ardında ise ‘(b: din nakildir)’ anlayışıyla hareket eden bir zümrenin aynen onlardan devralacağı bu din algısı kalıyor.
allah aşkına, böyle bir şey olabilir mi! allah aciz mi ki bir hükmünü keçi yedi diye ortadan kaldıracak. bu nasıl bir şeydir? (b: allah’ın kelamı kağıt parçası mı yoksa vahy mi? vahy yırtılır mı hiç ve o yüce kelam allah’ın ebediyen muhafazasında değil mi?)

bu algı ile tüm bu meselelerde dinin orijininden fersah fersah uzaklara düşüyoruz. imam nikahı mevzuu da bir başka örnek. ayetleri irdelerken esbab-ı nüzul gözetilir, bunu diyen ulema aynı şeyi neden hadisler için yapmaz?(u: üstelik hadis konusu söz konusu kuran iken mukayese bile kaldırmayacak bir konuyken)