recm – Muhalif Sözlük
namık kemal, (b: "müsâdeme-i efkardan barıkâ-i hakikat çıkar") demiş. ama görüyorum ki, bu müsâdemeden hakikatin çıkma ihtimali pek görünmüyor...

meselenin dinî referans ve birikimine dair iktibaslar yapacak değilim, buna ne takâtim var, ne de bir asgarî müşterekte buluşulmasına katkısı olacağına inanıyorum...

çok da anokronik(tarih dışı) bir tartışma olarak devam ediyor..

gazali ihyâsı'na şu cümlelerle başlar(türkçe tercümelerinde ş. eygi asla yazmaz bunu):

(b: "bu din düşmanlarından çekmedi, kendisini yanlış anlayanlardan çektiği kadar..."

)ve ikinci cümlesi şudur:

(b: "benim hadis ilmimden nasibim zayıftır, ne duydumsa buraya aldım, ümmete faydası olur diye...")

imam buhari'nin hadis külliyâtı da yüzlerce mevzu hadis ile doludur..

islam alemi, neredeyse her imama ve kitaba mukaddes muamelesi yapmak alışkanlığının bedelini yüzyıllardır ağır ödemektedir. sorgulama melekelerini neredeyse tamamen yitirmiştir... fazlurrahmana sapık diyen, musa carullah'a gizli hristiyandı diyen, ikbale modernist diyen, düşünen herkesi mezhepsiz ilan eden, bizden evvelkiler her şeyi düşünmüş bizim düşünmemize gerek yok diyerek omuzlarının üzerinde taşıyıp durdukları kafalarıyla parmakları arasındaki keyfiyetin farkından bîhaber zihinlerin, özellikle (b: "kadın") meselesinde içine düştükleri çukur, yaklaşık bin beş yüz yıllık bir islam düşünce dünyasını ve medeniyetini tenasül bahsine hapsediyor.

islamın neşet ettiği coğrafyanın tarihi derinliğinden, örfi, kültürel, coğrafi özelliklerinden tamamen soyutlanmış bir din anlayışı, islamın aynı zamanda evrensel oluşunu da haleldar ediyor..

üç beş parça kıyafet, bir kaç sakal, bıyık risalesi, tamamen kültürün belirlediği (b: "tenâsül hayatı")na hapsedilen islam tefekkürü de böylelikle dumura uğramış oluyor...

imam nikahı ile çük nikahı arasında sıkışmış bir ahlaksızlık (b: "peygambere istinad") edilirken ve ahlaksızlık bir imam nikahı ile kılıfına uydurulurken rahat eden vicdanlar, (b: “komşusu aç iken tok duran bizden değildir") ihtârını görmezden gelebiliyor..

(b: “bir kılıcın kınına girip çıktığı gibi”) ancak ispatı istenen zina, bir nikah ile meşrulaşırken en gelenekçi ve en ehl-i sünnet bağlısı(!) hocalar tarafından kitaba uyduruluyor.

bu şartlarda recm hangi sosyal zeminde tartışılabilir ki?

ilk taşı ben atabilirim, bu sicile sahibim..

kime atacağım ilk taşı?

emin olunuz ki bir fahişeye gitmez o taş elimden çıkınca…

dini, peygamberi, dini birikimi, fıkhı, sünneti, hadisi nefslerine alet eden allameye(!) gider o taş..

peygamberi anlamak için, kadını diri diri gömen bir toplumu içine düştükleri o halden alıp, komşusu açken tok yatan bizden değildir’e yükselten ahlak medeniyetini değil, sineğin kanadının altında bulduğu anti mikrobu ya da eliyle ayı ikiye bölmesindeki(ki sahih bir k.hadis değildir) mucizeyi referans alanlara gider o taş..

bahis uzun..

keçiler hafızamı yediler…(u: gb)