beşiktaş ve taksim'de idim. aktarıyorum:
gezgin abdal ve mazdek ile beşiktaş barbaros'ta türksolu'nun genç türk ve çarşı taraftar gruplarının içinde destek için bulunduğumuz sırada tomaların önünde caddede sloganlar atıyorduk hem de kurt çıkararak! herşey iyiydi hatta son osmanli ile de karşılaştık. özlemişim pampamı. dediğine göre 2-3'e kadar polis bekliyormuş sonra ara sokaklarda yakaladığını ağzına sıçarak paketleyip götürüyormuş. sığınılan binalarda kapıyı açan olursa göstericiler sığınıp kurtuluyormuş. panpamın tavsiyelerini dinleyip onu elindeki birasıyla arkadaşlarını beklemeye bıraktık ve biz taksim'e çıkan kemalist gruba dahil olmadan önden önden yürümeye başladık.
ama taksim'i görmeseydik keşke!...
ara sokaklardan çıkana kadar zaten biber gazından burnumuz, ağzımız, gözümüz, yüzümüz yana yana bir kaldık. ben bir ara gözümü açamıyordum ve bol bol hınnik tükürüyordum. galiba addli bir grup "abi iyi misin" demişti de ellerinde beyaz bir sıvı dolu pet şişe ile yardımcı olmaya çalıştılar. sonra mazdek geri gelip koluma girdi ve beni aldı. sonra savaş alanına geçebildik.
orada (b: küçük devrim kürdistanı)'nı veya (b: olası sosyalist türkiye istanbul)'unun manzarasını gördüm beyler. aynen iran'ın kum şehrindeki ara sokaklar gibi propaganda posterleri ve sprey yazılı duvarlar ile dolu her yer! incicilerin sis atma o.ç dışında komik birşey yok!
gezgin abdal bdplilerin kalabalık bulunduğu otobüs durağı parkında, merdivenlerden onlara karşı slogan atan ulusalcı-ülkücü gruplara karışarak kendinden geçercesine "ne mutlu türküm diyene" (ki sanki tüm kan yüzüne sıçramoş ve boğazı birden şişmiş ve sesiyle hoparlördeki kürtçe şarkıyı bastırmıştı) diye slogan atmaya başlayınca bizim için (b: son'un başlangıcı) söz konusu oldu. şampiyonu sakinleştirirken karıştığımız grupça slogan atılmaya devam edince biz de destek verdik. sonra bir baktım etrafımda "(b: pekeke)" militanları 4-5 taraftan koluma yapışıp kendilerine çekiyor. o esnada mazdek'le ağız dalaşı yapan bir grup daha var.. kurt çıkararak destek vermemin faturasını oradaki militanların "sivil polis" iftirası yüzünden tüm taksim'in üstümden geçmesiyle ödeyebilirdim. ölümümü kimse de sahiplenmezdi a.q! ALLAH'dan son anda gezgin abdal iri cüssesi ile kalabalık arasından beni çekip alabildi. vallaha bok yoluna gidiyordum.
korktum mu beyler?
evet (b: korktum)! a.q ben satırlı-sopalı 20 kişinin arasına tedariksiz dalıp erkekliğimi yapıp dayak yemiş hatta kafası yarılmış adamım. dikişim de hala duruyor. ama bura öyle değil! yeminlen, tipi bozuk izbandod gibi bir etnik döküntü'nün "neden apo posteri olmuyormuş" deyip koluma diğer militanlarla yapışması ve kendilerine doğru çekmesini yaşayınca aklıma ilk gelen çoluk çocuğum oldu! aman dilemedim tabi, abi de çekmedim hala cevap vermeye devam ediyordum ama vücudumdan yukarı göğe birşeyin kalkıp gittiğini de inkar edemem!
benden destek bu kadar beyler..marjinal sola bile bir yere kadar eyvallah çekebiliyordum hatta taksim'in o ibo(u: kaypakkaya)lu-deniz(u: gezmiş)li pankartı, çeşit çeşit legal/illegal parti flamalarından oluşan kızıl bayraklı hali bile içimi burksa da ister istemez, "nasıl olsa bunlar azınlık ve sadece buradalar, asıl meydanlarda biz varız. tayyib'i devirene kadar..." diye kendimi kandırabiliyordum.
ama apo, kck ve pkk paçavraları altında bizim eleştirilerimize "(b: halk birliği)" nakaratıyla karşı çıkan ve bizim gibilere "provokatör" diye tutturan komüler.. ve onlara karşı götünden korkan ya da o manzarayı içine sindiren ulusalcı-kemalist gruplar için ben hayatımı sikertemem! ki az kalsın sikertiliyorduk!
halk kalmamış desem yalan olur ama çoğu da heyecan arayan gençlerden oluşan, hatta örgütsüz liseli-ünili bebeler. yönetenler ve yönlendirenler bizzat kürt veya kürtçü gruplar! addli, tgbli ulusalcılardan ya da doğru ifadeyle türk solu'ndan çıkmış kitleleri yönetim.
"türküz türkçüyüz atatürkçüyüz" sloganını her yerde attık! "mustafa kemalin askerleriyiz" sloganına hatta kalabalıklar eşliğinde katıldı herkes. hep bir ağızdan akp'ye tayyibe küfürler güzel de, (b: taksim meydanı)'na gelince iş değişiyor. az kalsın o sloganlar ve bizim şampiyon yüzünden gaza gelen ben "niyazi" oluyordum! kürtçe slogana, kürtçü pankarta evet ama türkçü sloganlarda provokator olunuyormuş! öyle halk birliğini sikerim ben o zaman!
ezcümle..
aynasızlar taksim'i siksinler, kızılay'ı da.. ama diğer yerleri hala tayyiban'a inat destekliyorum! tencere kaşık sesleri son atımlık umut barutumu tutuyor, bırakmıyor! bu birliktelik toplumsal muhalefete dönüşmüşken bu fırsat kaçmaz! yalnız benim gördüğüm manzara yüzünden halk yavaş yavaş marjinal sola bırakıyor meydanları ve hatta bırakmış! her gün de gözle görülür şekilde sıradan halk çekilip sadece bunlar kalıyor ortada! bunu da kaydedin!!!
salak salak bilgi kirliliği yapan feysten, tıvitten değil; direk meydanlardan yazdık!
gezgin abdal ve mazdek ile beşiktaş barbaros'ta türksolu'nun genç türk ve çarşı taraftar gruplarının içinde destek için bulunduğumuz sırada tomaların önünde caddede sloganlar atıyorduk hem de kurt çıkararak! herşey iyiydi hatta son osmanli ile de karşılaştık. özlemişim pampamı. dediğine göre 2-3'e kadar polis bekliyormuş sonra ara sokaklarda yakaladığını ağzına sıçarak paketleyip götürüyormuş. sığınılan binalarda kapıyı açan olursa göstericiler sığınıp kurtuluyormuş. panpamın tavsiyelerini dinleyip onu elindeki birasıyla arkadaşlarını beklemeye bıraktık ve biz taksim'e çıkan kemalist gruba dahil olmadan önden önden yürümeye başladık.
ama taksim'i görmeseydik keşke!...
ara sokaklardan çıkana kadar zaten biber gazından burnumuz, ağzımız, gözümüz, yüzümüz yana yana bir kaldık. ben bir ara gözümü açamıyordum ve bol bol hınnik tükürüyordum. galiba addli bir grup "abi iyi misin" demişti de ellerinde beyaz bir sıvı dolu pet şişe ile yardımcı olmaya çalıştılar. sonra mazdek geri gelip koluma girdi ve beni aldı. sonra savaş alanına geçebildik.
orada (b: küçük devrim kürdistanı)'nı veya (b: olası sosyalist türkiye istanbul)'unun manzarasını gördüm beyler. aynen iran'ın kum şehrindeki ara sokaklar gibi propaganda posterleri ve sprey yazılı duvarlar ile dolu her yer! incicilerin sis atma o.ç dışında komik birşey yok!
gezgin abdal bdplilerin kalabalık bulunduğu otobüs durağı parkında, merdivenlerden onlara karşı slogan atan ulusalcı-ülkücü gruplara karışarak kendinden geçercesine "ne mutlu türküm diyene" (ki sanki tüm kan yüzüne sıçramoş ve boğazı birden şişmiş ve sesiyle hoparlördeki kürtçe şarkıyı bastırmıştı) diye slogan atmaya başlayınca bizim için (b: son'un başlangıcı) söz konusu oldu. şampiyonu sakinleştirirken karıştığımız grupça slogan atılmaya devam edince biz de destek verdik. sonra bir baktım etrafımda "(b: pekeke)" militanları 4-5 taraftan koluma yapışıp kendilerine çekiyor. o esnada mazdek'le ağız dalaşı yapan bir grup daha var.. kurt çıkararak destek vermemin faturasını oradaki militanların "sivil polis" iftirası yüzünden tüm taksim'in üstümden geçmesiyle ödeyebilirdim. ölümümü kimse de sahiplenmezdi a.q! ALLAH'dan son anda gezgin abdal iri cüssesi ile kalabalık arasından beni çekip alabildi. vallaha bok yoluna gidiyordum.
korktum mu beyler?
evet (b: korktum)! a.q ben satırlı-sopalı 20 kişinin arasına tedariksiz dalıp erkekliğimi yapıp dayak yemiş hatta kafası yarılmış adamım. dikişim de hala duruyor. ama bura öyle değil! yeminlen, tipi bozuk izbandod gibi bir etnik döküntü'nün "neden apo posteri olmuyormuş" deyip koluma diğer militanlarla yapışması ve kendilerine doğru çekmesini yaşayınca aklıma ilk gelen çoluk çocuğum oldu! aman dilemedim tabi, abi de çekmedim hala cevap vermeye devam ediyordum ama vücudumdan yukarı göğe birşeyin kalkıp gittiğini de inkar edemem!
benden destek bu kadar beyler..marjinal sola bile bir yere kadar eyvallah çekebiliyordum hatta taksim'in o ibo(u: kaypakkaya)lu-deniz(u: gezmiş)li pankartı, çeşit çeşit legal/illegal parti flamalarından oluşan kızıl bayraklı hali bile içimi burksa da ister istemez, "nasıl olsa bunlar azınlık ve sadece buradalar, asıl meydanlarda biz varız. tayyib'i devirene kadar..." diye kendimi kandırabiliyordum.
ama apo, kck ve pkk paçavraları altında bizim eleştirilerimize "(b: halk birliği)" nakaratıyla karşı çıkan ve bizim gibilere "provokatör" diye tutturan komüler.. ve onlara karşı götünden korkan ya da o manzarayı içine sindiren ulusalcı-kemalist gruplar için ben hayatımı sikertemem! ki az kalsın sikertiliyorduk!
halk kalmamış desem yalan olur ama çoğu da heyecan arayan gençlerden oluşan, hatta örgütsüz liseli-ünili bebeler. yönetenler ve yönlendirenler bizzat kürt veya kürtçü gruplar! addli, tgbli ulusalcılardan ya da doğru ifadeyle türk solu'ndan çıkmış kitleleri yönetim.
"türküz türkçüyüz atatürkçüyüz" sloganını her yerde attık! "mustafa kemalin askerleriyiz" sloganına hatta kalabalıklar eşliğinde katıldı herkes. hep bir ağızdan akp'ye tayyibe küfürler güzel de, (b: taksim meydanı)'na gelince iş değişiyor. az kalsın o sloganlar ve bizim şampiyon yüzünden gaza gelen ben "niyazi" oluyordum! kürtçe slogana, kürtçü pankarta evet ama türkçü sloganlarda provokator olunuyormuş! öyle halk birliğini sikerim ben o zaman!
ezcümle..
aynasızlar taksim'i siksinler, kızılay'ı da.. ama diğer yerleri hala tayyiban'a inat destekliyorum! tencere kaşık sesleri son atımlık umut barutumu tutuyor, bırakmıyor! bu birliktelik toplumsal muhalefete dönüşmüşken bu fırsat kaçmaz! yalnız benim gördüğüm manzara yüzünden halk yavaş yavaş marjinal sola bırakıyor meydanları ve hatta bırakmış! her gün de gözle görülür şekilde sıradan halk çekilip sadece bunlar kalıyor ortada! bunu da kaydedin!!!
salak salak bilgi kirliliği yapan feysten, tıvitten değil; direk meydanlardan yazdık!