yahya kemal beyatlı – Muhalif Sözlük
Annesinden edindiği sözlü kültür, akrabasının konağında dinleriği Türk musıkisi, Türk-islam atmosferinin hakim olduğu üsküp onun şahsiyeti için ilk belirleyiciler olmuşsa da gençlik çağına geldiğinde sosyalist ve hatta din karşıtı fikirlerle hayranlık duyduğu paris'e gitmiş; lakin milliyetçiliği burada farketmiş bir şairimizdir. O Fransa'da aldığı tarih dersleri sayesinde "tarih ortasında türklüğü aramak" fikrine sahip olmuştur. Paris'in canlı edebiyat ve kültür ortamlarındaki intibaları da onu türk şiir tarihinde türkçeyi ve türk biçimini bulmak fikrine itmiştir. Bir de yurt dışındaki Rumların ve Bulgarların Türk düşmanlığı onu iyice milliyetçi çizgiye itmiştir. Türkiye'ye döndüğünde de milli mücadeleyi yazılarıyla desteklemiştir.
Ziya gökalp hazretleriyle bir münakaşası esnasında yazdığı "ne harabatiyim ne harabi kökü mazide olan atiyim" şeklindeki vecizesi pek meşhurdur.
Sanat adına Türk aruzunu ustalıkla kullanmış olması, Türk şiirinin ritmik hususiyetlerinden bolca faydalanmış olması ilk akla gelenlerdendir.

Bakınız, Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosva’dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, istanbul’dan..
Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an... dizelerinde adeta oralardan gelen gümbür gümbür top seslerini duyar gibi olursunuz.

şairin bir önemli yönü de geçmişi bugün içinde yaşamak anlayışına sahip olması dünle bugünü birleştimesi ve asla kesintiye uğramayacağını düşündüğü tarihi sürekliliği önemsemesidir. Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,

Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi

Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan,

Kalkıyor tozlu zaman perdesi her ân aradan. dizeleriyle de son bin yıllık kültürümüzün bir cami kubbesi altında toplanması resmedilir. Ve tozlu zaman perdesinin aradan kalkması doğrudan o bin yıllık tarihle bütünleşmeyi gösterir.

Yahya kemal'in fikriyatında kusurlu gördüğüm bir husus Türk tarihini bin yıllık dilimle sınırlama eğilimidir. Ancak bu günümüzdeki islam olmayan türk değildir şeklindeki görüşe sahip olmasından değildir. Kanaatimce milliyetçiliği edinme biçimine bakmak lazımdır. çünkü onu fransa'da en çok etkileyen fikir Hocasının (u: adı aklıma gelmedi bir türlü hatırlayan varsa lütfen eklesin) "Fransız milletini bin yılda fransız toprağı yarattı" sözü olmuş, Türk milletini de bu bağlamda düşünmüştür. Zaten bir ara turancı fikirleri olsa da bunlar kısa sürmüş Türkiye türkçülüğü üzerinde durmuştur.

Beyatlı'nın bir de istanbul sevgisi manidardır. söylenene göre ankara'nın en çok neresini seversiniz sorusuna istanbul'a dönüşünü yanıtını vermiştir. Lakin ondaki istanbul sevgisi akıllara istanbuldan kafasını çıkarmaktan aciz halktan ve milli kültürden kopuk aydın profilini getirmemelidir. O istanbulu herşeyden evvel tüm türkiyenin bir konsantresi ve incelmiş işlenmiş hali olarak gördüğü için sever. "Baktım konuşurken daha bir kerre güzeldin, istanbulu duydum daha bir kerre sesinde." "Birdenbire mesudum işitmek hevesiyle/ gönlüm dolu istanbul2un en özlü sesiyle..."
"Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım,
Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım."(u: bahçelerden uzak)
edebiyat tarihimizde (b: dört aruzcular ) olarak adlandırılan şairlerimizden bitanesi. benim aklımdaysa sınav yılından kalma bir alışkanlıkla hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri (i: Ok ) ' la ve sembolizm akımından etkilenmesiyle yer etmiştir. tabi ki bir de dillere destan istanbul sevgisiyle.

---------------ayırıcı---------------
Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
---------------ayırıcı---------------

bütün istanbul sevdalılarının anlatmak isteyipte söze dökemediği şeyleri fısıldadığından olsa gerek bu şiiri okuyupta kendisine yakınlık duymayacak yeditepe aşığı yoktur.
ayrıca kendileri fransa'da siyasal bilimler okumuşlar ve hocası (b: Albert Sorrel ) ' den etkilenmişlerdir. (u: bu entry yoğun istek üzerine girilmiştir. ) (u: gb )
üstadın bir de türk müslümanlığı kavramı vardır.ona göre türk'ün müslümanlığı herşeyiyle güzeldir.türbelerde çaput bağlayanıyla, okunmuş şekeri yedirip sınava yollayanıyla, herşeyiyle. türk güzeldir.türkün yaptığı da güzeldir.
.Devlet-i Aliye’nin günden güne güç kaybettiği,Avrupa’nın materyalizm/pozitivizm dalgalarının zihnimizi herc ü merc ettiği bir dönemde.Batı’dan gelen hemen her şey yüce ve kıymetli sayılırken,bize ait bütün değerler ise eskimiş ve zamanı geçmiş kabul edilmiştir. böyle bir dönemde,asırların birikimini bir çırpıda terk etmeyi eleştiren ,durumumuzu kendi çerçevemizde bir daha tahlil etmemiz gerektiğini haykıran edebiyatçıdır Yahya Kemal.

Süleymaniye Camii kadar mükemmel bir eser olan Süleymaniye'de Bir Bayram Sabahı adlı şiiri edebiyatımıza kazandıran şairdir.Hocamın söylediğine göre bu şiirde zaman ve mekan kırılması gibi bir durum söz konusudur.Yani kronotop.
Ezansız semtler adlı her Müslüman Türk gencine tavsiye edebileceğim bir yazısı da vardır.şair Türk tarihini 1071 yılından başlatarak milliyetçiler tarafından yıllarca tartışılan meselelerden birine de parmak basmıştır.Zira yukarda bahse konu olan şiirinde Türk tarihinin hemen her anına ilişkin motifler varken 1071'den öncesine ilişkin bir motife rastlanmaz.