yaran diyaloglar – Muhalif Sözlük
sene: 2002
mekan: internet cafe

hala oğlu okeye oturur, harun ismiyle kimseyi toplayamaz masasına. çıkar, sibel nicki ile tekrar dalar ortama ve anında masa dörtlenir. sonrasında gelişen diyalog sanal da olsa yarmıştır beni. halen hatırladıkça gülerim.

selam, kelam, yaş ve medeni durum sormalardan sonra iş memleket kısmına gelir.

sibel: nerelisin?
halil: diyarbakır.
sibel: halil kürt müsün?

buradan sonrasını hatırlamıyorum. koparak masanın kenarından uzaklaşmıştım.
- abi bir arkadaşım yüzerken, kıçından içeriye kurbağa yavrusu girmiş.
+ ohaaa nasıl?
- kurbağa yavrusu minikcik ufacık birşey. şortun arasından geçip, kıçına girmiş.
+ kusmam geldi yemin ederim.
- dur sonrasını anlatayım.
+ anlat
- bağırsaklarında büyümüş bu kurbağa
+ dur anlatma. içim kalktı.
- adam tuvalette mıçarken, kurbağa çıkmış.
+ yuhhhh

bu kurbağalı fantazyayı dinlerken, otobüs kaza yapsında hepimiz ölelim diye düşünmedim değil.
çakıyla aslan öldüren adam: alper iyileşmiş.
yozgat kralı üçüncü durmuş: alper kim?
çakıyla aslan öldüren adam: alper potuk.
yozgat kralı üçüncü durmuş: mk amcanın oğlu alper sandım.
çakıyla aslan öldüren adam: bana ne mk amcamın oğlundan!?
yozgat kralı üçüncü durmuş: ahahhahhahaa
a.: aslen nerelisiniz? siz hic adanalilara benzemiyorsunuz.
z.: annem zaten sizin orali. babamin dedesi de selanik göcmeni.
a.: yani yunansiniz.
z.: yok artik dilini esek arilari soksun. o zamanlar oralar osmanli topragi idi.
a.: (u: ablasina döner) abla bu da bizim gibi saf salak. (u: sonra z.´ye) bizde kendimizi yillardir türk saniyorduk. milliyetcilikde üzerimize yok. öküz babam cika cika ermeni bozmasi cikti. ruh cöküntümü anlatamam.