Atsız ve Türkeş'in fikir ayrılığının sonucudur Ali balseven'in ölümü. Türkçü bir gençti yirmibeş yaşında ülkü ocaklarına katıldı. ülkücülerin fikirlerini benimseyemedi ve ocaktan ayrıldı. 28 mayıs günü kurtuluş parkında ülkücüler tarafından öldürüldü.
Atsız ata olayla ilgili şu yorumu yapmıştır;
"aynı madalyonun öteki yüzündeki manzara da daha az acıklı değildir: 28 mayıs günü, ankara'da öldürülen ali balseven'in başına gelen iş yine sosyal hastalıklara karşı aşısız bir güruhun marifetidir: 1948 maraş doğumlu olup sıkıntılı bir hayat mücadelesinden sonra ankara ziraat fakültesine giren ve gözüpek, katıksız türkçü bir genç olan ali balseven milliyetçi bir partidir diye mhp ye girip bu partiden, türkçü olmadığı kesinlikle anlaşıldıktan sonra çıktığı için üstüne çektiği düşmanlıklar sebebiyle ve kahpece öldürülmüştür. balseven’i öldürenler bir kere nâmerd insanlardır. merd olsalardı silahsız bir kişinin üzerine silahlı bir kaç kişiyle saldırmaz, görülecek hesapları varsa onu eşit şartlarda erkekçe vuruşmaya çağırırlardı. sonra bunlar kuşbeyinli yaratıklardır. bu davranışın kendilerine bir şey kazandırmayıp çok şey kaybettireceğini, balseven gibi düşünenlere ise çok şey kazandıracağını düşünememişlerdir. onlara hatırlatalım: türkçülük kolay iş değildir.
geceleyin köşe bekleyip bir kişiye birkaç kişiyle saldırmak gibi rezaletlerin türkçülükte elbette yeri yoktur. türkçülük sözünün eri olmak, ettiği yemine sadık kalmak ve yalan söylememektir. türkçü taviz vermez ve politika yapıyorum zannı ile “biz yahudi aleyhtarı değiliz; çünkü onlarla hiç savaşmadık” gibi gülünç sözler söylemez. türkçülük makam hırsı ile bağdaşmaz.
başkanlık vasıflarından mahrum insanların başkalarını kötüleyerek liderlik davası gütmeleri, hilekâr daltabanların oyuncağı olmaları kadar acıklı durum yoktur. başkan olacak adamın bütün ömrü dimdik geçmiş olmalı, mazisinde kendisini küçük düşürecek bir zaaf bulunmamalıdır. vaktiyle kendisini sorguya çekenlere “hatamı anladım. beni affetmenizi istirham ederim” diye mektup yazanların liderlik davası don kişot cakasından başka bir şey değildir. böyle liderler ilk seçimde silinmeye mahkumdur.
yüksek tepelere kartal da çıkar, bazen yılan da çıkar ama kartal yükselerek, yılan sürünerek çıkar.
ötüken dergisi, 17 haziran 1975"
öldürülmesinin gerekçesi davadan dönmesiymiş falan filan diye zırvalarlar kan içici köpek çocukları. senin başbuğ dediğin adam kendi davasına sahip çıkamıyor, davadan döneni vurun mu diyor? bu kadar dava adamıysan git önce başbuğuna sık iki el. Tanrı Türk'ü korusun.
Atsız ata olayla ilgili şu yorumu yapmıştır;
"aynı madalyonun öteki yüzündeki manzara da daha az acıklı değildir: 28 mayıs günü, ankara'da öldürülen ali balseven'in başına gelen iş yine sosyal hastalıklara karşı aşısız bir güruhun marifetidir: 1948 maraş doğumlu olup sıkıntılı bir hayat mücadelesinden sonra ankara ziraat fakültesine giren ve gözüpek, katıksız türkçü bir genç olan ali balseven milliyetçi bir partidir diye mhp ye girip bu partiden, türkçü olmadığı kesinlikle anlaşıldıktan sonra çıktığı için üstüne çektiği düşmanlıklar sebebiyle ve kahpece öldürülmüştür. balseven’i öldürenler bir kere nâmerd insanlardır. merd olsalardı silahsız bir kişinin üzerine silahlı bir kaç kişiyle saldırmaz, görülecek hesapları varsa onu eşit şartlarda erkekçe vuruşmaya çağırırlardı. sonra bunlar kuşbeyinli yaratıklardır. bu davranışın kendilerine bir şey kazandırmayıp çok şey kaybettireceğini, balseven gibi düşünenlere ise çok şey kazandıracağını düşünememişlerdir. onlara hatırlatalım: türkçülük kolay iş değildir.
geceleyin köşe bekleyip bir kişiye birkaç kişiyle saldırmak gibi rezaletlerin türkçülükte elbette yeri yoktur. türkçülük sözünün eri olmak, ettiği yemine sadık kalmak ve yalan söylememektir. türkçü taviz vermez ve politika yapıyorum zannı ile “biz yahudi aleyhtarı değiliz; çünkü onlarla hiç savaşmadık” gibi gülünç sözler söylemez. türkçülük makam hırsı ile bağdaşmaz.
başkanlık vasıflarından mahrum insanların başkalarını kötüleyerek liderlik davası gütmeleri, hilekâr daltabanların oyuncağı olmaları kadar acıklı durum yoktur. başkan olacak adamın bütün ömrü dimdik geçmiş olmalı, mazisinde kendisini küçük düşürecek bir zaaf bulunmamalıdır. vaktiyle kendisini sorguya çekenlere “hatamı anladım. beni affetmenizi istirham ederim” diye mektup yazanların liderlik davası don kişot cakasından başka bir şey değildir. böyle liderler ilk seçimde silinmeye mahkumdur.
yüksek tepelere kartal da çıkar, bazen yılan da çıkar ama kartal yükselerek, yılan sürünerek çıkar.
ötüken dergisi, 17 haziran 1975"
öldürülmesinin gerekçesi davadan dönmesiymiş falan filan diye zırvalarlar kan içici köpek çocukları. senin başbuğ dediğin adam kendi davasına sahip çıkamıyor, davadan döneni vurun mu diyor? bu kadar dava adamıysan git önce başbuğuna sık iki el. Tanrı Türk'ü korusun.