MAğARADAKiLER / C.MERiç
Naslara bağlanmak kısırlaşmaktır... gelenekle savaşa evet ama modaya teslimiyete hayır...
Entelektüel hakikat için her savaşı göze alan bağımsız bir mücahiddir...
insan kaba kuvvetin hükümran olduğu bir devirde hayata katlanmak için bambaşka bir dünyanın varlığına inanmak zorundadır...
Düşünmek mutlular ve sömürülenler arasında sıkışıp kalanların işidir...
Onlardan istenen aydınlatmaları değil ayna olmalarıydı...
Aydının kaderi aşırı uçlarda dolaşmak... dönek-kavga kaçağı olarak yaftalanmamak için katı prensiplere sığınır... ne yapsa boş... yığının gözünde daima şüpheli bir yandaştır...
Orospulaşmak veya yalnız kalmak... işte fikir adamının kaderi...
Herkes tarafından kabul edilen bir haksızlığa isyan etmek kolay mı?
Oyunun kuralı bu... insanlar düşmandır aynalara... hele çirkinliklerini büyütüyorsa...
Aydın yaşadığı çağa tahammül edemeyen... ya maziye kaçar ya istikbale...
Tarihin yolu çamurlu alanlardan-bataklıklardan geçer... çizmelerini kirletmemek isteyen siyasetle uğraşmamalı...
Dağları yerinden oynatıyordu imanları... çünkü yerinden oynatılacak dağlar vardı...
Halk temsilcilerini seçtiği için hürdür diyorlar... bir öküzün istediği kasabı seçmesi gibi bir şey...
Bahtiyarlar için her yenilik tehlikeli...
Sokak fenerleri körlerin ne işine yarar!
Zekanın dili nesir... gönlün ise şiir...
Silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez....
Shakespearei eleştirmek için en az bir Tolstoy olmalı insan...
Hükümler sevginin veya kinin süzgecinden süzülürken tarafsızlıklarını kaybederler...
Hiçbir soyguna katılmadın belki... ya kırk haramilerin bahşişleriyle yaşamana ne demeli...
Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah-u vah ederiz...
Naslara bağlanmak kısırlaşmaktır... gelenekle savaşa evet ama modaya teslimiyete hayır...
Entelektüel hakikat için her savaşı göze alan bağımsız bir mücahiddir...
insan kaba kuvvetin hükümran olduğu bir devirde hayata katlanmak için bambaşka bir dünyanın varlığına inanmak zorundadır...
Düşünmek mutlular ve sömürülenler arasında sıkışıp kalanların işidir...
Onlardan istenen aydınlatmaları değil ayna olmalarıydı...
Aydının kaderi aşırı uçlarda dolaşmak... dönek-kavga kaçağı olarak yaftalanmamak için katı prensiplere sığınır... ne yapsa boş... yığının gözünde daima şüpheli bir yandaştır...
Orospulaşmak veya yalnız kalmak... işte fikir adamının kaderi...
Herkes tarafından kabul edilen bir haksızlığa isyan etmek kolay mı?
Oyunun kuralı bu... insanlar düşmandır aynalara... hele çirkinliklerini büyütüyorsa...
Aydın yaşadığı çağa tahammül edemeyen... ya maziye kaçar ya istikbale...
Tarihin yolu çamurlu alanlardan-bataklıklardan geçer... çizmelerini kirletmemek isteyen siyasetle uğraşmamalı...
Dağları yerinden oynatıyordu imanları... çünkü yerinden oynatılacak dağlar vardı...
Halk temsilcilerini seçtiği için hürdür diyorlar... bir öküzün istediği kasabı seçmesi gibi bir şey...
Bahtiyarlar için her yenilik tehlikeli...
Sokak fenerleri körlerin ne işine yarar!
Zekanın dili nesir... gönlün ise şiir...
Silahların konuştuğu yerde şarkı söylenmez....
Shakespearei eleştirmek için en az bir Tolstoy olmalı insan...
Hükümler sevginin veya kinin süzgecinden süzülürken tarafsızlıklarını kaybederler...
Hiçbir soyguna katılmadın belki... ya kırk haramilerin bahşişleriyle yaşamana ne demeli...
Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah-u vah ederiz...