asıl adı hüseyin ayçiçek olan, manisa'da yaşamış olan mümtaz insan. kadiri piridir. ipek gibi sakalları, nur yüzü ile gelenlerin bütün dertlerini dinler, herkesle konuşur, dertlerine çare arardı. hayatımda tanıdığım ilk sufi. çok küçüktüm muntazam biçimde ziyaretine giderdi ailem, beni de götürürlerdi. onlar hasbihal eder, ders alırdı. ben dizinin dibinde otururdum. ayrılmadan, her çocuğa bir poşet dolusu şeker vermeyi ihmal etmezdi. ben dönüş yolunda o şekerleri yerdim, bilmezdim kim olduğunu, benim gibi çok insanın gönlünde şekerci dede olarak kaldı. mekanı cennet olsun.
bir batılı düşünür, "insan ismi en son anıldığında gerçekten ölür" der..
şekerci dede'yi burada yâd ederek müşterek bir yâdımızı anarak, buradaki okuyuculara da bir yad-gâr bırakmış oldu.. pek çok kez ziyâretine gittim, çok güzel nasihatlerini dinledim, çok güzel dualarını aldım..
bir ziyâretimiz muhsin başkan ile birlikteydi, bize çok güzel şeyler söylemişti.. hâlâ kulaklarımdadır sesi..
her gidişimde daha çok severdim. tombul, pamuk gibi ellerini, nur yüzünü, fısıltı gibi sesini.. o küçücük mekânını deryâ kılardı.. "çelebi dedem" gibi çok güzeldi.. sevmeyi onlardan öğrendik ve bizi onlara yollayandan..
allah gani gani rahmet etsin, mekânı cennet olsun, suffiyun'u ve beni de komşu eylesin; âmin..