sözlüğün renklerinden biri olduğunu düşündüğüm, son dönemde vuku bulmuş tartışmalardır. danyal, marmarabolgesi, kara kemal gibi yazarların başını çektiği konularda bir hüseyin hilmi ışık, bir yaşar nuri öztürk tadı alınmakta. olayı "vay münafık" raddesine getirmeden ele alırsak daha hoş olur tabi. kişisel yorumum, din telakkisi noktasında itidali korumanın, aklı celbeden her şeyi araştırmanın, okumanın, sorgulamanın kesinlikle gerekli ve faydalı olduğu yönünde. ancak itidal ile, bu dini biz keşfetmişiz havasına kapılmadan, her fikre saygı duyup fikir olması hasebiyle değer vererek..
DiNiN AKıL SAHiPLERiNE iNDiği GERçEğiNE YüZ çEViRiP, BiR TAKıM CAHiL KiMSELERiN HURAFELERi üZERiNDEN DiNi ANLAMAYA VE ANLAMLANDıRMAYA çALışMALARıNA şAşıRıP DAHiL OLDUğUM KONU BAşLıKLARı. "TARTışMAK BiLE ATEşLE OYNAMAK" Mış!!! KiMSE ALLAH'ıN AHKÂMıNı YA DA PEYGAMBERiN MUTEBER BiR SENETLE GELMiş HABERLERiNi TARTışMıYOR.. TARTışıLAN; DiNiN ASıL KAYNAğı iLE ALAKASı OLMAYAN BiR TAKıM TASAVVUF EHLi YA DA ALiM BOZUNTULARıNıN iSLAMıN iLMi DiSiPLiNiNi HiçE SAYARAK HURAFELER üZERiNDEN UYDURDUKLARı DiN ANLAYışıDıR. BU ARKADAşLARA öZELLiKLE iMAM MATURiDi VE iMAM-ı AZAM'ı ANLAMAYA çALışMALARıNı TAVSiYE EDERiM..
mezhepler, allah'ın gönderdiği dinde akıl oynatan fakihlerin izlenmesi yoluyla ortaya çıkmıştır, faydalı da olmuştur. öyle peygamberden geldi yok, her çağın yeni durumları ortaya çıkar ve bu da fıkıh alanında yenilenme, genişleme ihtiyacı doğurur. peygamber kendi zamanı için gereken fıkhi meseleleri izaha kavuşturmuşsa da, ondan sonraki süreçte farklı farklı sorularla baş başa kalan insanlık, bu alanda akıl yürütmesine itibar edilen insanların söylediklerine uymuştur. ortada da tartışılan bir din yok, bir dinin özü değil, harici etkenleri tartışılır. hiç değilse bu konu bununla ilgili. şimdi o (i: hakiki tasavvuf uleması)nın seyyidler silsilesinden oğulları torunları, tarikat sitelerinin forumlarında fetva dağıtmakta. soruyorlar zata, satranç oynamak haram mıdır. aman allahım ne fetvalar, şöyle haramdır böyle haramdır. şimdi kim bu adam, niye akıl yürütüyor allah'ın dini üzerinde? ve ona niye laf yok, yani başkası yürütemez de o niye yürütebiliyor?
dinde statüko yoktur. statükocuların, ağaların, paşaların, efendilerin, sahiplerin yönettiği bir nesne değildir kuran. allah'ın, kulu insana, tek tek her insana gönderdiği, seslendiği, herkesi bizzat muhattap aldığı bir nizamdır. atalarının diniyle iman eden insanları eleştiren kuran, defalarca kez niçin akletmiyorsunuz, ne kadar az düşünüyorsunuz ihtarını yapmaktadır.
çünkü atalarının dinine biat eden nakilciler, kuranda recm ayeti vardı keçi onu yedi o yüzden ayet nesh oldu diyen ibn mace'ye büyük alim muamelesi yaparlar. aynı ibn mace bahsin devamında, keçi mübarek bir hayvandır diye de söze girmektedir. mesela aklın ve mantığın felç olduğu bu noktada insan hiç mi düşünmez ki, allahın ayeti vahydir, kağıt parçasında yazılı olan şey değil, keçi yedi diye nasıl nesh olur?
diye uzayacak, uzayacak ama hiç çözülmeyecek tartışmalardır bunlar. herkes bir yol tutturur ve gider. inanmak burada kilit nokta. insan inançlarını sorgulamaya cesaret ederse, aklını ortaya çıkarırsa, din diye sarıldığı her şeyin, aslında din olan şeyden ne kadar uzak, ne kadar kopuk olduğunun farkına varacaktır. ama bu zor bir hamle..
dinde statüko yoktur. statükocuların, ağaların, paşaların, efendilerin, sahiplerin yönettiği bir nesne değildir kuran. allah'ın, kulu insana, tek tek her insana gönderdiği, seslendiği, herkesi bizzat muhattap aldığı bir nizamdır. atalarının diniyle iman eden insanları eleştiren kuran, defalarca kez niçin akletmiyorsunuz, ne kadar az düşünüyorsunuz ihtarını yapmaktadır.
çünkü atalarının dinine biat eden nakilciler, kuranda recm ayeti vardı keçi onu yedi o yüzden ayet nesh oldu diyen ibn mace'ye büyük alim muamelesi yaparlar. aynı ibn mace bahsin devamında, keçi mübarek bir hayvandır diye de söze girmektedir. mesela aklın ve mantığın felç olduğu bu noktada insan hiç mi düşünmez ki, allahın ayeti vahydir, kağıt parçasında yazılı olan şey değil, keçi yedi diye nasıl nesh olur?
diye uzayacak, uzayacak ama hiç çözülmeyecek tartışmalardır bunlar. herkes bir yol tutturur ve gider. inanmak burada kilit nokta. insan inançlarını sorgulamaya cesaret ederse, aklını ortaya çıkarırsa, din diye sarıldığı her şeyin, aslında din olan şeyden ne kadar uzak, ne kadar kopuk olduğunun farkına varacaktır. ama bu zor bir hamle..
hangi akl-ı evvel demiş tartışılmaz deyû?
imam-ı azam'ın meclislerinde allah'ın varlığı tartışılırdı.. mezhep imamları allah'ın yarattığı aciz insanlar değil miydi ki, aklettiler? allah'ım sen aklımıza mukayyet ol.. kaldı ki peygamber'in hadisleri bile tartışılır.. imam malik tartışırdı mesela.. sahabe de tartışırdı.. offf. neyse. iki omuzlarının üzerinde taşıyıp durdukları kellelerinin içinde bir akıl taşıdığına inanmayanla neyi konuşacağız ki!..
imam-ı azam'ın meclislerinde allah'ın varlığı tartışılırdı.. mezhep imamları allah'ın yarattığı aciz insanlar değil miydi ki, aklettiler? allah'ım sen aklımıza mukayyet ol.. kaldı ki peygamber'in hadisleri bile tartışılır.. imam malik tartışırdı mesela.. sahabe de tartışırdı.. offf. neyse. iki omuzlarının üzerinde taşıyıp durdukları kellelerinin içinde bir akıl taşıdığına inanmayanla neyi konuşacağız ki!..
ben görmedim. bir tarafta aklını kullananlar, diğer tarafta ne verilirse yalarızcı lolipopçular.
(bkz:gavsımın şekeri)
(bkz:gavsımın şekeri)
calidasa, ben ve envermanastir arasında geçen tartışmalardan daha eğlenceli ve heyecan verici aramıza yeni katılan arkadaşlarınkiler..
Ehl-i sünnet itikadı dışındaki her şeye karşıyız dedirten başlık
"hiç düşünmezler mi", "aklınızı kullanmaz mısınız?", "aklınızı başınıza almayacak mısınız?", "hiç aklınız yok mu?", " onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.", "ey temiz akıl sahipleri!", "ey akıl sahipleri!", "işte akıllarınız ersin diye, allah size âyetlerini böylece açıklıyor." , "akıllılardan başkası da derin düşünmez.", "siz hiç düşünmüyor musunuz?", "akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.", "akıllarını kullanmayanlar üzerine allah bir uğursuzluk yükler.", "işte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz.", "hâlâ akıl edip düşünmez misiniz?" ve daha akletmek ve düşünmek üzerine benzeri birçok âyetin yer aldığı kitab'a iman ettiğini söyleyenlerin, insanları aklettiği ve düşündüğü için sapıklıkla suçlaması ve hatta tekfir etmesinin tuhaf örneklerini gördüğümüz başlıklar..
"çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir." (enfal s. 22. ayt.)
"çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların allah katında en kötüsü anlamayan ve düşünmeyen sağırlarla dilsizlerdir." (enfal s. 22. ayt.)
sünnete muhalefet akla, akla muhalefet nakle uymaz, neyin kavgası bu, anlamadım.
düzenleme 1: anlayamadığım bir diğer nokta da, "yeni çıkan" ne varsa hoş görüp, "eskiden kalan"lara sövme sevdasıdır. çok beğendiğiniz "yeni çıkan"lar da "dinde reform yapanın allah belasını versin" diyorlar da, bizim reformistler o kısmı göremiyorlar, sanırım.
düzenleme 2: benim anlayamadığım daha başka şeyler de varmış. bir diğeri de; bir insanın görüşü beğenilmeye bilir de "yobaz, sahtekar, gerici, şekilci, soytarı" demenin manası nedir? böyle deyince cennetin kapıları açılmıyor beyler.
düzenleme 1: anlayamadığım bir diğer nokta da, "yeni çıkan" ne varsa hoş görüp, "eskiden kalan"lara sövme sevdasıdır. çok beğendiğiniz "yeni çıkan"lar da "dinde reform yapanın allah belasını versin" diyorlar da, bizim reformistler o kısmı göremiyorlar, sanırım.
düzenleme 2: benim anlayamadığım daha başka şeyler de varmış. bir diğeri de; bir insanın görüşü beğenilmeye bilir de "yobaz, sahtekar, gerici, şekilci, soytarı" demenin manası nedir? böyle deyince cennetin kapıları açılmıyor beyler.
(bkz:ulemaya bıraktık)