islamiyet öncesi türkler tanrı inancını temel alan dinlerin değişik türevlerini farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde benimsemekteydiler. her ne kadar farklı olsa da hepsinin temelinde tanrı sevgisi, tanrıyla bütünleşme, bugün tasavvuf olarak tanımladığımız tanrı katına yükselme çabası sözkonusudur. bu açıdan çekirdek noktasına, yani anafikirine bakacak olursak, islamiyetin özündeki anlayışla örtüşen bir bakış açısı söz konusudur. toplumun sosyo-kültürel yapısında ve günlük yaşamdaki pratiklerinde "dinsel zorlama, ibadet mecburiyeti" gibi zorlayıcı unsurlar yoktur ve inanç bireyseldir. tıpkı araplar gibi türkler de islamiyeti kabul ettikten sonra, önceki bakış açılarından şaşmamış, yalnızca üzerlerindeki din etiketini "islamiyet" olarak değiştirmişlerdir.
bunun kanıtı, 1500 yıldır hiçbir arap toprağında bektaşilik, mevlevilik, alevilik gibi islamiyetin "protestanlığı" olarak görülebilecek değişik açılımlar gerçekleşememesidir. bu türklerin başarısı değil, arapların islamiyet öncesindeki kalıptan kurtulamamasının sonucudur. farklı etnik kökenlere dayanmasına rağmen islamiyeti benimseyen her toplum araplaşmış, kendi benliklerine ait toplumsal davranışlar ve farklılıklar gösterdiği zaman araplar tarafından küçümsenmiş, aşağılanmış, 2. hatta 3. sınıf müslüman kimliğine girmiştir. arapların bilinçaltındaki türk düşmanlığının temelinde bu yatar. bunun yanında "light-müslüman" kabul ettikleri bir toplumun siyasi, politik, askeri alanda dünya tarihinin en büyük olaylarının başrol oyuncusu olması, bu komplekslerini zirveye çıkarmıştır. dolayısıyla bana göre ''iki temel bakış açısı'' vardır ve arapların müslümanlık anlayışıyla bizimkisi çok farklıdır , ayrıdır , ayrı tutulmalıdır.
bunun kanıtı, 1500 yıldır hiçbir arap toprağında bektaşilik, mevlevilik, alevilik gibi islamiyetin "protestanlığı" olarak görülebilecek değişik açılımlar gerçekleşememesidir. bu türklerin başarısı değil, arapların islamiyet öncesindeki kalıptan kurtulamamasının sonucudur. farklı etnik kökenlere dayanmasına rağmen islamiyeti benimseyen her toplum araplaşmış, kendi benliklerine ait toplumsal davranışlar ve farklılıklar gösterdiği zaman araplar tarafından küçümsenmiş, aşağılanmış, 2. hatta 3. sınıf müslüman kimliğine girmiştir. arapların bilinçaltındaki türk düşmanlığının temelinde bu yatar. bunun yanında "light-müslüman" kabul ettikleri bir toplumun siyasi, politik, askeri alanda dünya tarihinin en büyük olaylarının başrol oyuncusu olması, bu komplekslerini zirveye çıkarmıştır. dolayısıyla bana göre ''iki temel bakış açısı'' vardır ve arapların müslümanlık anlayışıyla bizimkisi çok farklıdır , ayrıdır , ayrı tutulmalıdır.