arap müslümanlığından farkı kalmamıştır yüzyıllardan beri. sözde maturidi, özde eşari.
(bkz:yok öyle bişey)
Büyük felsefecimiz Durmuş Hocaoğlu'nun Köprü Dergisi'nde Türk Müslümanlığı başlıklı makalesinde işlediği ve felsefi yapısını ortaya koyduğu kavram. üstad özetle diyor ki:
Türk müslümanlığını diğer müslümanlıklardan ayıran başlıca amiller:
1. islam'ın düşük yoğunlukta bir devrim halinde tabandan tavana doğru kabul edilmiş olması
2. Cihad ve ilayı kelimetullah
3. Büyük ama ölçülü bir peygamber sevgisi
4. Rasyonalist bakış tarzı
5. Samimiyet
Bu beş başlığı büyük alimimiz müthiş bir şekilde açıklamış ve Türk müslümanlığının diğerlerine olan üstünlüğünü göstermiştir. Ayrıca o böyle bir tanımın islam'ın evrenselliğine zarar vermeyeceğini de anlatmıştır.
Türk müslümanlığını diğer müslümanlıklardan ayıran başlıca amiller:
1. islam'ın düşük yoğunlukta bir devrim halinde tabandan tavana doğru kabul edilmiş olması
2. Cihad ve ilayı kelimetullah
3. Büyük ama ölçülü bir peygamber sevgisi
4. Rasyonalist bakış tarzı
5. Samimiyet
Bu beş başlığı büyük alimimiz müthiş bir şekilde açıklamış ve Türk müslümanlığının diğerlerine olan üstünlüğünü göstermiştir. Ayrıca o böyle bir tanımın islam'ın evrenselliğine zarar vermeyeceğini de anlatmıştır.
islamiyet öncesi türkler tanrı inancını temel alan dinlerin değişik türevlerini farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde benimsemekteydiler. her ne kadar farklı olsa da hepsinin temelinde tanrı sevgisi, tanrıyla bütünleşme, bugün tasavvuf olarak tanımladığımız tanrı katına yükselme çabası sözkonusudur. bu açıdan çekirdek noktasına, yani anafikirine bakacak olursak, islamiyetin özündeki anlayışla örtüşen bir bakış açısı söz konusudur. toplumun sosyo-kültürel yapısında ve günlük yaşamdaki pratiklerinde "dinsel zorlama, ibadet mecburiyeti" gibi zorlayıcı unsurlar yoktur ve inanç bireyseldir. tıpkı araplar gibi türkler de islamiyeti kabul ettikten sonra, önceki bakış açılarından şaşmamış, yalnızca üzerlerindeki din etiketini "islamiyet" olarak değiştirmişlerdir.
bunun kanıtı, 1500 yıldır hiçbir arap toprağında bektaşilik, mevlevilik, alevilik gibi islamiyetin "protestanlığı" olarak görülebilecek değişik açılımlar gerçekleşememesidir. bu türklerin başarısı değil, arapların islamiyet öncesindeki kalıptan kurtulamamasının sonucudur. farklı etnik kökenlere dayanmasına rağmen islamiyeti benimseyen her toplum araplaşmış, kendi benliklerine ait toplumsal davranışlar ve farklılıklar gösterdiği zaman araplar tarafından küçümsenmiş, aşağılanmış, 2. hatta 3. sınıf müslüman kimliğine girmiştir. arapların bilinçaltındaki türk düşmanlığının temelinde bu yatar. bunun yanında "light-müslüman" kabul ettikleri bir toplumun siyasi, politik, askeri alanda dünya tarihinin en büyük olaylarının başrol oyuncusu olması, bu komplekslerini zirveye çıkarmıştır. dolayısıyla bana göre ''iki temel bakış açısı'' vardır ve arapların müslümanlık anlayışıyla bizimkisi çok farklıdır , ayrıdır , ayrı tutulmalıdır.
bunun kanıtı, 1500 yıldır hiçbir arap toprağında bektaşilik, mevlevilik, alevilik gibi islamiyetin "protestanlığı" olarak görülebilecek değişik açılımlar gerçekleşememesidir. bu türklerin başarısı değil, arapların islamiyet öncesindeki kalıptan kurtulamamasının sonucudur. farklı etnik kökenlere dayanmasına rağmen islamiyeti benimseyen her toplum araplaşmış, kendi benliklerine ait toplumsal davranışlar ve farklılıklar gösterdiği zaman araplar tarafından küçümsenmiş, aşağılanmış, 2. hatta 3. sınıf müslüman kimliğine girmiştir. arapların bilinçaltındaki türk düşmanlığının temelinde bu yatar. bunun yanında "light-müslüman" kabul ettikleri bir toplumun siyasi, politik, askeri alanda dünya tarihinin en büyük olaylarının başrol oyuncusu olması, bu komplekslerini zirveye çıkarmıştır. dolayısıyla bana göre ''iki temel bakış açısı'' vardır ve arapların müslümanlık anlayışıyla bizimkisi çok farklıdır , ayrıdır , ayrı tutulmalıdır.
araplarla türklerin müslümanlığı (b: neye-kime) göre iki temel bakış açısında ayrılır? dünya üzerindeki ortalama 350 milyon arap bu soruyu yanıtlamış mıdır? sen korktuğun için mi ibadet ediyorsun, sevdiğin için mi, paraya ihtiyacın olduğu için mi, g.tün sıkıştığı için mi, renk olsun diye mi.. aynı şekilde "türkler" denen grup böyle bir teste tabi tutulmuş mudur?
ve yine aynı şekilde islamiyeti benimseyen tüm diğer etnik kökenler bu soruya tabi tutulmuş mudur ki, ilk iki öncülün iddia edilen sonuçlarından sonra bir de türkler bu alanda (b: en) kabul edilebilsinler.
hasılı bu tanım (b: bana göre) fazla epiktir. kim nasıl ve neden ibadet ediyorsa bu sadece kendisini ilgilendirir. bir gruba, ırka atfedilemez.
devamında, iddia edilen "göktanrı inancından gelen bilinçaltı öğretisi" hangi yazılı/sözlü kaynakta mevcuttur? hayır yani tırnak içinde verilen cümle direk lao tzu'nun taozim inancına referans oluyor da. kaldı ki tırnak içindeki cümle iddia edildiği gibi göktanrı inancının bilinçaltı öğretisi(u: bu da ne demekse) olsun, o tengricilik dininin bir öğretisidir, burada mevzu islam inancıdır. biraz ondan biraz bundan, sonra "yaşanabilir" din, oh güzelmiş.
"tanrı sevgisine" dayalı (u: inanç değil) bakış açısı olan tasavvuf ise literatürümüze hoca ahmed yesevi ile birlikte girmiş, yolunu yunus emre, mevlana gibi mutasavvıflar sürdürmüş, halen günümüzde bu bakış açısına sahip ibadet hayatı pratikte devam etmektedir.
ha, bir şeyi netleştirmek gerek.
içkimi de içerim, namazımı da kılarım diyorsanız, eyvallah. ama, içkimi de içerim, namazımı da kılarım, buna da türk müslümanlığı derim, bu da en mantıklı ve "yaşanabilir" inançtır derseniz, kuran'a göre, yani müslümanların ana kaynağına göre, bunun müslümanlıkla alakası olmaz.
ve yine aynı şekilde islamiyeti benimseyen tüm diğer etnik kökenler bu soruya tabi tutulmuş mudur ki, ilk iki öncülün iddia edilen sonuçlarından sonra bir de türkler bu alanda (b: en) kabul edilebilsinler.
hasılı bu tanım (b: bana göre) fazla epiktir. kim nasıl ve neden ibadet ediyorsa bu sadece kendisini ilgilendirir. bir gruba, ırka atfedilemez.
devamında, iddia edilen "göktanrı inancından gelen bilinçaltı öğretisi" hangi yazılı/sözlü kaynakta mevcuttur? hayır yani tırnak içinde verilen cümle direk lao tzu'nun taozim inancına referans oluyor da. kaldı ki tırnak içindeki cümle iddia edildiği gibi göktanrı inancının bilinçaltı öğretisi(u: bu da ne demekse) olsun, o tengricilik dininin bir öğretisidir, burada mevzu islam inancıdır. biraz ondan biraz bundan, sonra "yaşanabilir" din, oh güzelmiş.
"tanrı sevgisine" dayalı (u: inanç değil) bakış açısı olan tasavvuf ise literatürümüze hoca ahmed yesevi ile birlikte girmiş, yolunu yunus emre, mevlana gibi mutasavvıflar sürdürmüş, halen günümüzde bu bakış açısına sahip ibadet hayatı pratikte devam etmektedir.
ha, bir şeyi netleştirmek gerek.
içkimi de içerim, namazımı da kılarım diyorsanız, eyvallah. ama, içkimi de içerim, namazımı da kılarım, buna da türk müslümanlığı derim, bu da en mantıklı ve "yaşanabilir" inançtır derseniz, kuran'a göre, yani müslümanların ana kaynağına göre, bunun müslümanlıkla alakası olmaz.
araplarla türklerin müslümanlığı iki temel bakış açısında ayrılır. "tanrıdan korktuğu için ibadet eden", "tanrı sevgisi için ve onunla bütünleşmek için ibadet eden". bir arap ne kadar inkar da etse, günlük yaşamdaki tavır, davranış ve olaylara bakış açısı, "tanrı korkusu" temeline dayanır.
islamiyeti benimseyen pek çok etnik köken ve toplum içinde yalnızca ve yalnızca türkler arapların bu kalıbına sıkışmamıştır. çünkü göktanrı ınancından gelen bilinçaltı şudur: "seni ve herşeyi yarattığını kabullendiğin tanrıdan neden korkasın ki. onunla bütünleşmek için çaba sarfet." islamiyeti bu anlayışla yorumlamıştır ve sonucunda "tanrı korkusuna"değil, "tanrı sevgisine" dayalı bir inanç ortaya çıkmıştır.
islamiyeti benimseyen pek çok etnik köken ve toplum içinde yalnızca ve yalnızca türkler arapların bu kalıbına sıkışmamıştır. çünkü göktanrı ınancından gelen bilinçaltı şudur: "seni ve herşeyi yarattığını kabullendiğin tanrıdan neden korkasın ki. onunla bütünleşmek için çaba sarfet." islamiyeti bu anlayışla yorumlamıştır ve sonucunda "tanrı korkusuna"değil, "tanrı sevgisine" dayalı bir inanç ortaya çıkmıştır.
bağnazlık vahhabilikle bitmez,vahhabilik de dahil hiçbir mezhep, fırka, fraksiyon eşittir islam değildir, olamaz. horasan erenleri'nin bu kavramı temellendirdiği aşikardır.
Ruhunda hem delilik hem muhafazakarlık,hem de kalenderlik bulunan Türklerin dini yaşayış tarzı. Bir yandan içip bir yandan namaz kılan bi yandan küfredip bi yandan tövbe eden bir anlayıştır.
orta asya türk gelenekleri, antik anadolu kültürleri, bektaşi hoşgörüsü gibi birçok kaynaktan beslenen vahhabi tarzı bagnazlıktan ziyade, yaşanabilir müslümanlık yorumudur.
orta asya türk gelenekleri, antik anadolu kültürleri, bektaşi hoşgörüsü gibi birçok kaynaktan beslenen vahhabi tarzı bagnazlıktan ziyade, yaşanabilir müslümanlık yorumudur.