dinler arası diyalog – Muhalif Sözlük
dinler oturup konuşuyor anlaşıyor hatta ahbap oluyor böylece dinler arası diyalog oluşuyor.(din adamları demeyi akıl edememişler) Herkesin bildiği ve iman ettiği, islam'ın tek ve makbul din kabul edildiği belirtilen ayete muhalif bir hareket olup cemaatin fethullah gülen'in papa'ya mektubu hakkında suspus olup cevap vermediği, çıkış itibariyle bir vatikan projesidir.

kilise evler ve hristiyan olan öz be öz türkleri görünce (b: noluyoruz) (u: mnskm) diye kinlenmemek elde değil, demekki ters tepiyormuş öyle yağlı-ballı değilmiş anlattıkları gibi.

- hey islam
+ efendim isevilik
- lan olm gel şu musevilik'e bir arkadan çevirme harekatı yapalım.
+ hayır olmaz oyuna getirme beni hepimiz kardeşiz
- ben diyaloğu kopardım olm
+ lan bsgsenin yalanını...

diye diyalog kurulabiliyor mu? tövbe allahım ya. (u: adamı günaha sokan sımayli)
amacından neredeyse tamamen sapmış olan ve artık farklı bir tanıma sahip olan -diyebiliriz- kavramdır.

dinler arası diyalog aslında diğer dinlere, diğer dinlerin mensuplarına islamiyeti anlatmayı amaç edinmiştir. elinde incil, tevrat tutan insanlara kur'an gösterilecek ve kur'an' ın incil ve tevratı nasıl rahatlıkla bertaraf edebildiği; insan işi haline gelmiş incil ve tevrat' ın Allah c.c. nun eseri Kur'an-ı Kerim karşısında asla tutunamayacağı gösterilmek istendi. böylece kitlelerin gözleri açılacak ve islamiyete bir akın başlayacaktı. büyük bir projeydi.

amma ve lakin amacından saptı. islam ve Kur'an-ı kerim' i tanıtma amacı taşıyan bu proje kimi zaman yahudi ve hristiyanları dost edinmeye kadar vardı... ve bugün insanların gözünde kötü bir imaj kazandı. ama: (bkz:müstehak)
vatikan'ın,1.binyılda avrupa'nın,2.binyılda afrika'nın hristiyanlaşmasının ardından 3.bin yılda asya'yı hristiyanlaştırmak için uygulmaya soktuğu kavramlardan biri.

tevhid inancına ters olan dialog.
-resulullah taşlandığında yarasını saran hıristiyan bir keşişti.

-ashab hıristiyan kral necaşi nin ülkesinde himaye gördü...yani siyer ezberletilenlerin aksi misallerle doludur.

-bazıları dost edimeyiniz ayetini,allah kitabında yer alan başka ayetler olan inananlara kendilerinden sonra en yakın hıristiyanları bulursun,kiliseler ve havralar allahın adının anıldığı yerlerdir gibi ayetleri ve siyerden tabloları gözardı ederek yanlış yorumlamaktadır.

-dinler arası diyaloga sadece fethullah gülen değil suriye müftüsünden rusya mütüsüne iran eski cumhurbaşkanından el ezher ulemasına pek çok alim cevaz vermektedir.

-kimse zorla buşekilde diyalog yapacaksın dememektedir. bu bir tarzdır. beğenmeyedebilirsin kaygınıda paylaşabilirsin ama şahsi kanaatini allahın muradı sayıp kendi anlayışınla dini tekel oluşturamazsın.

-diyalog muhattap olunan din müntesiplerinin akidelerini onaylama anlamına gelen çaba değildir.

-diyalog çalışmaları sonrası bu işi destekleyen hiç kimse hıristiyan olmamıştır...ama gülen hareketi abd deki en büyük eğitim organizasyonu haline gelmiştir.

-diyalog çalışmalarına bakarken komplekse gerek yoktur,inanıyorsanız üstünsünüz vahyi buna hüccettir.

-papa lığın 60 larda niyetini açıkladığı iddia edilen(!) bildirilerinden çok önce bediüzzaman rum patriği ile görüşerek modern diyalogu başlatmıştır.

-papalığın zannedildiği kadar işine gelse yeni papa diyalogu rafa kaldırmazdı...

-fethullah gülen in papaya cenap demesi tenkit edilmiştir ama bu sultan abdülhamit han dahil osmanlı padişalarınında aynen kullandığı dplomatik bir dildir. üstelik öteki dinlerin ruhanileri mektuplarında gülene aynı tarzla hitap etmiştir. papa güleni yalnız abd başkanı ve italya cumhurbaşkanına uygulanan 1. sınıf protokolle kaşılamıştır...öyle var edilmeye çalışılan amir memur ilişkisi yoktur aralarında.

-dinler arası diyalog yalnızca türkiyede mesele olmuştur. bunun sebebi bu işin yanlışlığı değil iç dengede malum çevrelerce kullanılan psikolojik harp argümanı olmasıdır.
diyalog sadece fethullah gülenin iştirak ettiği veya cevaz verdiği bir hadise değildir. diyaloga cevaz veren diğer büyük alimleri suriye müftüsü,el ezher uleması,iran eski cumhurbaşkanı,suudi müftüsü,diyanet işleri başkanı,islam fıkıh konseyi başkanı,rusya müftüsü gibi sünni,şii,vahhabi islam aleminin en etiketli alimlerine cevaz verebilecek bir mercii yoktur.

bunlar zaten kanaat bildirmeye muktedir makamlardır..

sadece diyalogun bu biçimini doğru bulmayan alimlerde vardır onlarda aksi reylerini ifade edebilirler....

ama bu hadiseyi tekfir etmeye malzeme olarak kullanmak harici mesleğidir,fanatizmdir,demagojidir ve hatadır.

katılmazsın,beğenmezsin,tenkit edersin ama tekfir edersen hata etmiş olursun...
diyalogla alakalı pek çok söz çarpıtılarak belli çevrelerce argüman olarak kullanmaktadır.

- efendim, fethullah gülen kelime-i şehadetin ikinci kısmı fuzuli demişmiş...elbette bu bir yalan,tevhit noktasına rahmet nazarıyla bakılır demiş...ve asla cennetlik olur imanı tamama ermiştir dememiştir....

bediüzzaman a göre isevilik önce tevhit noktasına gelip ardından muhammed(a.s) noktasına,islama evrilecektir...bu noktada teslisinden vazgeçilmesi müslümanların üzmemesi gereken bir aşamadır...elbette buna rahmet değilde nefret noktasından bakılmaz...

fakat çamur at izi kalır felsefesince yapılan çarpıtmalara muhterem hocaefendi o'nsuz(s.a.v) olur mu diye bir makale ile yanıt vermiş...ve hz. muhammed in risaletini kabul etmeyenin kurtuluşa eremeyeceği gerçeğini tekrarlamıştır...

- bir diğer çarpıtma ise ahmet şahin hoca nın ehl-i kitapla amentüde ittifak demecidir. yazı insaf ve mantık gözlüğüyle okunduğunda allah a,allahın vahyetmesi,allahın elçilerine,ahiret ve meleklere inanma noktasındaki benzerliğe işaret etmiştir...yoksa teslis ile tevhit aynıdır...hz. muhammede inanmıyorlarsa canları sağolsun manasında değildir...

allah kuranda insanları temelde 4 tabakaya ayırmış müminler,ehl-i kitap,müşrikler,münafıklar....ehl-i kitap müşrik ve kitap verilmemişlerden farklıdır...pişirdikleri yenir,kadınlarıyla evlenilir...mabedleri kuranda allahın anıldığı yer olarak anılıp ibadetlerine yasaklama getirilmez,mabedlerine ilişilmez...

işte buna sebep olan islamla bu dinlerin itikatlarında farklılıklarına rağmen benzerlikleridir...işaret edilen sadece o dur.
ısrarla maksadının dışında değerlendirilen insani faaliyet...

amentüde ittifakımız var diyen ahmet şahin hocadan daha iyi amentüde ittifak etmenin ne manaya geldiğini bilecek kimse yoktur...

ahmet şahin hocaefendi 2000 de kaleme aldığı yazının ilmen hayli kıt çevrelerce bolca istismara konu olması üzerine 2005 te amentüde ittifakın ne manaya geldiğini tekrar izah etti...

yazının kaleme alınmasından 10 sene zaruret üzerine izah edilmesinden sonra aradan geçen 5 yıla rağmen hala konu hayret verici biçimde temcit pilavı misali döndüre döndüre mesele yapılmaktadır...

ahmet şahin gibi bir insanın hıristiyanlarda teslis inancının olduğunu ve bunun islam teolojisi açısından asla kabul görmeyecek bir itikat olduğunu bilmeme ihtimali var mı...?

elbette yok...

niyeti okumayı bırakıp ahmet şahin hoca ya kulak vermek lazım...

bakalım hıristiyanların teslisiyle müslümanların tevhiti ittifak edilen itikatlar mı demiş...yoksa bambaşka bir şey diyormuşta niyet okunarak sözleri başka taraflara mı çekilmiş...

not: yazının tamamını alıntıladım ama uzun alıntılar sorun ouyormuş meğer sözlükte...kısa alıntı yapıp link vereceğim...

---------------alıntı---------------
....

Ancak ehli kitabın bazılarının bu doğruları tarif ve tavsif ederken yanlışa düştüklerini de görüyor, Allah'a babalık, peygambere de oğulluk ve krallık sıfatını isnat etmeleri gibi yanılgılarına da şahit oluyoruz. Onlardan bazılarının bu gibi yanlış tarif ve tavsiflerinin doğrusunu anlatma görevi de yine bize düşüyor. Uzaktan seyirci kalma yerine yaklaşıp kendi doğrularımızı anlatma imkanı aramamız icap ediyor. Bunun için de diyaloğa, konuşmaya ihtiyaç oluyor.


ahmet şahin/zaman/15.03.2005

---------------alıntı---------------

ahmet şahin hocaefendi nin amentüde ittifak meselesini izah ettiği yazının tamamı için...

http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=152779

(link kopyalayıp yapıştırılmalı veya zaman arşivinden 15.03.2005 tarihine gidip ahmet şahin hoca nın ''Ehli kitapla ittifak ettiğimiz temel doğrular'' yazısı okunabilir...)



efendim, hocaefendi peygambere iman etmeden olmaz dedi diyoruz...daha hala peygamberlere iman etmenin imanın şartı olduğu dersi veriliyor...

ezberlerimizle konuşmayalım ne deniyor ona bakalım...hocaefendi “La ilahe illallah” diyenler “Muhammedun Resûlullah” da demeli diyor...

bu konu anlaşılmadıysa...hocaefendi nin başka bir yazısından anlamaya çalışalım...

ama okuyalım...anti diyalog sitelerinden ezberlediklerimizi temcit pilavı misali döndüre döndüre tekrar etmeyelim...

okuyalım...

---------------alıntı---------------
islâm dininde, inanç ve amel adına mükelleflere teklif edilen hususlar “usûl” ve “fürû” diye iki ayrı bölümde mütalâa edilir. Bunlardan hayatî ehemmiyet arz eden esaslar, usûl kategorisine giren hususlardır. Diğerleri bu usûl üzerine bina edilir. Buna göre “Lâ ilâhe illallah; Muhammedün Resûlullah” başta olmak üzere, sair iman esasları akidede usûldür. iman esasları, muhakkikîn yaklaşımı ile dört asla irca edilebilir ki, bunlar; Allah’a, âhirete, peygamberlere iman; bir de ubudiyet veya adalettir. Namaz, oruç, hac, zekât veya diğer ibadetler, bu asıllar üzerine bina edilen ve asla göre fürûât sayılan amellerdir. Ancak fürûât demek, “olmasa da olur” gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir


fethullah gülen
---------------alıntı---------------