fatih terim – Muhalif Sözlük
galatasaray taraftarının az daha coşsa dünyanın en iyi teknik direktörü ilan edeceği, öküz anadolululardan olan dengesiz bir kişiliğin sahibi. tunun dibindeki mersin'in ilk yarı galatasaray savunmasını hallaç pamuğu gibi attığı takımın teknik direktörü. biz çıkıp kendi oyunumuzu oynayacağız hayt hüyt allah yardımcınız olsun gazlarıyla madrid maçına çıkıp dünyaya geri dönüşünü ağlamaklı ses tonuyla duyuran sürrealist adanalı. ama var adamın bir dokunulmazlığı. aleyhinde kimse yazı yazamaz, iki bağırır maç döner, ilginç bir istatistik galatasaray on kişi kaldığı her maçta penaltı atmış falan, evet bir büyüklüğü var adamın da bu ne dil bilmeden konuşmaya çalışırken kendini rezil kepaze etmesi, ne garip mimikleri, ne her an herkese saldırma potansiyelinde oluşuyla ilgili. bu büyüklük, mafyalaşmanın getirdiği istatistiksel büyüklük. ertelenen cezalar, kırmızı kartın ertesi hafta oynatılan oyuncular, verilmeyen kartlar, havada uçuşan penaltılar. raul meireles olayında hakem raporu nasıl yanlış olur diyen kulübün antrenörü, bu hakemlerin ve gözlemcilerin yazdığı her şey mi doğru dedi ya la. hakikaten haysiyet dolu.
Mersin maçından sonra hakemin elinden öpmesi gereken zat.hakem gs camiasına ve tribüne daha nasıl oynardı bilmiyorum.terim ve takipçeleri aziz başkan gibi koridorlarda değil de direk sahanın içinde hakemi tehdit etmişler ve neticesini de almışlardır.
öküz anadoluluların böyle bir dehaya sahip olmadıkları için her dönem indirmeye çalıştıkları dünyanın en büyük insanı. ''ikinci devre daha kötü yönetin'' dediği ve topu arkası dönük yere vurduğu için oyundan atılan, iki senedir sahasında çift çift kırmızılarla oyuncuları atılan adam. yel kayadan bi' sik götüremez sayın o.çocukları.
kendisine karşı garip bir imtiyaz var her dönemde. yani sadece ulusoy döneminde falan değil. artık nedir bu fetişizmin kategorisi bilemem ama allahın her haftası kural ihlallerine rağmen pfdk'ya usulen sevk edilen, sonra aldığı ceza düşürülen, ertelenen, ertelenen, ertelenen, yine ertelenen, şimdi mersin idman yurdu maçındaki saldırgan tavırları, onu bunu eliyle itmesi, hakeme ağzından tükürükler fırlatarak küfretmesi falan da elbet görüntüde bir ceza alacaktır, ama korkarım bu da ertelenecek.

bir de bu maçın ikinci yarısı gerçekten ilginçti. hani aziz yıldırım devre arasında hakemleri falan tehdit ediyormuş ya, penaltı, hamit'in ısrarla verilmeyen sarı kartları, kalecinin oskarlık performansı falan iyiymiş hacı. hadi hayırlı işler.
yaşayan en büyük insan. şikeyle değil, tırnaklarıyla kazıyarak dünyanın en önemli futbol adamlarından oldu. mafya arayan diyarbakırlı gavatın yanına gitsin!
adam tek kelimeyle çirkef. kelimeleri çoğaltmak gerekirse, mafya, kıro, vandal, artiz gibi şeyler de yazılabilir.
hakkında en beğendiğim yazılardan biri:

---------------alıntı---------------

euro 96 eleme gruplarının belirleneceği kura çekimine giden heyetin içinde, milli takım teknik direktörü ünvanıyla fatih terim de bulunmaktadır. heyet, kura çekiminin yapılacağı yere giderken fatih hoca, dönemin milli takımlar sorumlusu ayhan bermek'e döner ve "yine bizi kenara atmışlardır abi." der. hakikaten de, türkiye heyetine ayrılan masa, kura çekiminin yapılacağı salonun kapısının arkasında kalan bir masadır. türkiye o kura çekiminde, son torbada, yani 5. torbada yer almaktadır. 5. torba takımının heyetine ayrılan yer salon kapısının arkası ve bu durumu bir türlü kabullenemeyen adam fatih terim'dir. heyet masaya oturduğunda fatih terim, ayhan bermek'e bir kez daha döner ve "bir gün en önde oturacağız abi!" der.

o türkiye milli takımı, 1995 yılında oynadığı 15 maçın hiçbirinde mağlubiyet yüzü görmez. bu kez euro 96'nın kura çekimi için, ingiltere'nin birmingham şehrine giden türk heyetine, lennart johansson tarafından en önde bir masa ayırılmıştır. 5. torba takımı, tarihinde ilk kez euro 96'ya katılmaya hak kazanmış, bir önceki kura çekiminde "bir gün en önde oturacağız abi!" diyen hırslı adam da hedefine ulaşmıştır.

bütün bir fatih terim hikayesinin çok yoğun ve kısa özetini bu hatırada bulmak mümkündür. fatih terim, mahrumiyetler ülkesinde, her mahrumiyetten bir hırs, her hırstan bir ideal çıkarabilmiş ve o ideal uğruna; ne denenmesi gerekiyorsa denemekten korkmamış adamdır. ve bu mahrumiyetten hırs çıkarma işini, bugünkülerin düştüğü hataya düşmeden, mazlum edebiyatıyla harmanlanmış bir düşmanlığa bulaşmadan, mağrur bir inançla, "biz yapabiliriz!" diyebilmeyi başararak yapabilmiş adamdır fatih terim.

ve belki o günkü hırsın işaret fişeği olup başlattığı yolculuk, 18 mayıs 2000 gününün ilk saatlerinde son durağında biter. tamamen boşalmış olan parken stadyumu'nun orta yuvarlağında dört adam, fatih terim, müfit erkasap, bülent ünder ve eser özaltındere; yaptıkları işin büyüklüğünü birbirinin gözlerinden anlamak istercesine birbirlerine bakmaktadırlar. 5. torba ülkesi, salon kapısı arkasındaki masaların ülkesi "avrupa şampiyonu" çıkarmıştır.

bugün, fatih terim isminin vadettiği tablo da, yine muhtelif bir parken'in orta yuvarlağında, dört adamın, yaptıkları işin büyüklüğünü anlamak istercesine birbirine baktığı tablodur. kim bilir? belki bu sefer hasan şaş, ümit davala, taffarel ve fatih terim. yine fatih terim...

---------------alıntı---------------

(u: gs sözlük)(u: ykaraca)
bu da fatih terim'e özel bir ingilizce:

"But what can i do sometimes, its the football, that's the football. but anyway now in the tabela we have to seen the situation. Now we second position and one point more. ı dont want see the back ı want to see the front..."

yaklaşık olarak şunu demek istiyor:

Bazen ne yapabilirim ki... Bu futbol, her ne olursa olsun tabelada durumu görüyoruz. Bir puan ileride ve ikinci sıradayız. Artık geriyi görmek istemiyorum. ieriyi görmek istiyorum..."

galiyev daha yakından ilgilenmek ister belki!